KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2012/11529 E., 2012/13266 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 19 Kasım 2012
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
502 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Davacı tarafından, davalı aleyhine 19.09.2011 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 26.03.2012 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Dava, Türk Medeni Kanununun 747. maddesine dayalı geçit hakkı kurulması istemine ilişkindir.
Davalı, 974 parsel sayılı taşınmaz üzerinden geçit kurulabileceğini, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne, 961 parsel sayılı taşınmaz lehine, 948 parsel sayılı taşınmaz üzerinden geçit kurulmasına karar verilmiştir.
Hükmü davalı temyiz etmiştir.
Ülkemizde arazi düzenlenmesinin sağlıklı bir yapıya kavuşmamış olması ve her taşınmazın yol ihtiyacına cevap verilmemesi geçit davalarının nedenidir. Geçit hakkı verilmesiyle genel yola bağlantısı olmayan veya yolu bulunsa bile bu yol ile ihtiyacı karşılanamayan taşınmazın genel yolla kesintisiz bağlantısı sağlanır. Uygulama ve doktrinde genellikle bunlardan ilkine “mutlak geçit ihtiyacı” veya “geçit yoksunluğu”, ikincisine de “nispi geçit ihtiyacı” ya da “geçit yetersizliği” denilmektedir.
Türk Medeni Kanununun 747/2 maddesi gereğince geçit isteği, önceki mülkiyet ve yol durumuna göre en uygun komşuya, bu şekilde ihtiyacın karşılanmaması halinde geçit tesisinden en az zarar görecek olana yöneltilmelidir. Zira geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla birlikte, özünü komşuluk hukukundan alır. Bunun doğal sonucu olarak yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir. Geçit gereksiniminin nedeni, taşınmazın niteliği ile bu gereksinimin nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı davacının sübjektif arzularına göre değil, objektif esaslara uygun olarak belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakârlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır.
Uygun güzergâh saptanırken önemle üzerinde durulması gereken diğer bir yön ise, aleyhine geçit kurulan taşınmaz veya taşınmazların kullanım şekli ve bütünlüğünün bozulmamasıdır. Şayet başka türlü geçit tesisi olanaklı değil ise bunun gerekçesi kararda açıkça gösterilmelidir.
Yararına geçit kurulacak taşınmazın tapuda kayıtlı niteliği ve kullanım amacı nazara alınarak özellikle tarım alanlarında, nihayet bir tarım aracının geçeceği genişlikte (emsaline göre 2,5-3 m.) geçit hakkı tesisine karar vermek gerekir. Bu genişliği aşan bir yol verilecekse, gerekçesi kararda dayanakları ile birlikte gösterilmelidir.
Davacı 961 parsel sayılı taşınmazın maliki, taşınmazı yararına genel yola ulaşmak amacıyla davalıya ait 948 parsel sayılı taşınmazdan geçit kurulmasını istemiştir. Dosya içerisindeki bilirkişi raporu ve krokisinin incelenmesi sonucunda 974 parsel sayılı taşınmazın yüzölçümünün, aleyhine geçit kurulan 948 parsel sayılı taşınmazın yüzölçümünden daha büyük olduğu açıkça anlaşılmaktadır.
974 parsel sayılı taşınmaz üzerinden işaretlenen (B) seçeneğindeki çeşitli cins ve miktardaki meyve ağaçlarının ekonomik değeri dikkate alındığında gerekirse kesilmek suretiyle buradan geçit kurulması mümkün olup olmadığı araştırılmamıştır. Geçit davalarından uygulanan fedakarlığın denkleştirilmesi ilkesi gereğince yüzölçümü daha büyük olan parselden geçit kurulması gerekirken daha küçük parselden geçit kurulması doğru görülmemiştir.
Bu durumda mahkemece, 974 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydı getirtilerek malikleri hakkında ayrı bir dava açması için davacıya süre verilmeli, dava açıldığı taktirde eldeki bu dava ile birleştirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. Mahkemece eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediğinden açıklanan tüm bu sebeplerle kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2012/11529, K. 2012/13266, 19 Kasım 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama