KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2012/11858 E., 2012/13667 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Kasım 2012
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
703 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 04.03.2011 gününde verilen dilekçe ile dava konusu taşınmazın bir bölümün mera olarak sınırlandırılması ve sınıra yönelik muarazanın giderilmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın görevsizlik nedeniyle reddine dair verilen 13.06.2012 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili ile davalı ... vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı ... Beldesi Tüzel Kişiliği vekili, dava konusu taşınmazın bir bölümünün mera olduğunu öne sürerek tapu kaydının iptali ile mera olarak sınırlandırılmasını ve davalı ... arasındaki muarazanın giderilmesini istemiştir.
Davalı Hazine, Orman İdaresi ve ... vekilleri, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, taşınmazın mera olduğunun tespiti ve sınırlarının belirlenmesi işleminin idarece yapılması gereken işlem olduğu gerekçesiyle davanın görevsizlik nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Hükmü, davacı ... Beldesi Tüzel Kişiliği vekili ile davalı ... vekili temyiz etmiştir.
Dava konusu 1051 parsel sayılı taşınmazın 6831 sayılı Orman Kanununun 2/B maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkartılmak suretiyle kültür arazisi niteliği ile davalı Hazine adına tapu kaydı oluşturulmuştur.
Dava iddianın ileri sürülüş biçimi, davacı vekilinin 18.04.2012 tarihli oturumundaki beyanı ile dosya içindeki bilgi ve belgelerden dava konusu taşınmazın bir bölümünün tapu kaydının iptali ile mera olarak sınırlandırılması, özel siciline yazılması, davalı köy ile davacı belde arasındaki muarazanın giderilmesine ilişkindir.
Bir yerin mera olduğu iddiasıyla köy veya belediye tüzel kişiliğinin ya da Hazinenin tapu iptali ve sınırlandırma istemiyle dava açması mümkündür.
Bir köy ya da belediye sınırları içinde kalan mera, yaylak ve kışlaklar üzerinde bir başka köy veya belediyenin de intifa hakkı olabilir. İdari sınırlar sadece yetkili mahkemenin saptanmasında önem arz eder.
Yanlar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu taşınmazın bir bölümünün mera olup olmadığı, mera ise davacı belde halkının dava konusu bölüm üzerinde intifa hakkının bulunup bulunmadığı yönünde toplanmıştır. Hal böyle olunca davada mera araştırmasının yapılması gerekir.
Kural olarak, mahkemece bir yerin mera olarak kabul edilebilmesi için taşınmazın yetkili idari merciler tarafından mera olarak tahsis edilmesi yada taşınmazın öncesinin bilinmeyen bir zamandan beri geleneksel biçimde kamu malı niteliğinde mera olarak kullanılagelmiş olmasına bağlıdır.
O halde davada sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için dava konusu taşınmazın bulunduğu bölgede yetkili idari merciler tarafından mera tahsisi yapılıp yapılmadığı özel idare müdürlüğü ve mülki amirlikten sorulup saptanmalı, yapılmış ve bu yönetimsel işlemler kesinleşmiş ise mera tahsis haritası ve eki belgeler yerinden getirtilmeli, bundan sonra yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı, yansız, dava konusu taşınmazın bulunduğu köye komşu köyler veya kasaba halkından seçilecek yerel bilirkişi, tanıklar ile uzman fen, orman ve ziraatçi bilirkişilerin tümü hazır olduğu halde dava konusu taşınmaz başında keşif yapılmalı,
bölgede mera tahsisi yapılmış ise mera tahsis haritasının ölçeği ile kadastro paftasının ölçeği eşitlendikten sonra yerel bilirkişi yardımı, uzman bilirkişi fen memuru eliyle yerine her iki harita çakıştırılmak suretiyle uygulanmalı, uygulamada haritalarda tarif edilen belli poligon ve röper noktalar ile arz üzerindeki doğal yada yapay sınır yerlerinden yararlanılmalı, bu yolla dava konusu taşınmaz bölümünün mera tahsis haritasının kapsamında kalıp kalmadığı duraksamaya meydan vermeyecek şekilde belirlenmeli, taşınmazın bulunduğu bölgede yetkili idari merciler tarafından mera tahsisi yapılmamış ise,
yerel bilirkişi ve tanıklardan dava konusu taşınmaz bölümünün öncesinin bilinmeyen bir zamandan beri geleneksel biçimde mera olarak kullanılıp kullanılmadığı, davacı belde halkının kullanımında olup olmadığı yolunda olaylara dayalı bilgi alınmalı, öte yandan uzman ziraatçi bilirkişi aracılığıyla taşınmaz bizzat mahkemece görülüp gözlenmeli, taşınmazın fiziksel yapısı, meyil durumu, taş ve toprak unsurundan hangisinin galip olduğu ayrıntılı şekilde keşif tutanağına geçirilmeli, komşu taşınmazların toprak yapısı ile dava konusu taşınmazın toprak yapısı mukayese edilmeli, bu fiziksel olgular da keşif tutanağına geçirilmeli,
dava konusu taşınmaz bölümünün komşu taşınmazların tespit tutanakları içeriğine göre tespitlerine esas alınan tespit ve belgelerin nizalı parsel yönünü ne biçimde ve kimin yeri olarak sınır gösterdiği incelenmeli, davalı olup olmadıkları, tespitlerinin kesinleşip kesinleşmediği incelenip irdelenmeli, özellikle uzman fen bilirkişiden keşfi izlemeye, bilirkişi sözlerini denetlemeye, uzman ziraatçi bilirkişiden mahkemenin keşif tutanağına geçen gözlemini yansıtmaya, orman bilirkişiden ise öncesinde 6831 sayılı yasanın 2/B maddesi kapsamında kalıp kalmadığını belirlemeye elverişli ayrıntılı, gerekçeli rapor alınmalı,
bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm kurulmalıdır. Mahkemece yukarıda açıklandığı şekilde işin esasının incelenmesi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın görevsizlik nedeniyle reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2012/11858, K. 2012/13667, 26 Kasım 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama