KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2012/7257 E., 2012/10393 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 18 Eylül 2012
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
555 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 09.06.2009 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine bozma üzerine yapılan muhakeme sonunda; davanın kabulüne dair verilen 29.12.2011 günlü hükmün Yargıtayca, duruşmalı olarak incelenmesi müdahil Türkiye Finans Katılım Bankası A.Ş vekili ile duruşmasız olarak davacı tarafından istenilmekle, tayin olunan 18.09.2012 günü için yapılan tebligat üzerine duruşmasız temyiz eden ... geldi. Başka gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen tarafın sözlü açıklaması dinlendi duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalıların murisi olan yüklenici ...’ten 243 parsel sayılı taşınmazda (C) blok dördüncü kat ön cephede iki adet bağımsız bölüm satın alıp bedelini ödediğini, taşınmazlar adına tescil edilmeden yüklenici ...’in öldüğünü, yüklenicinin mirasçılarının paylarını yüklenicinin mirasçılarından olan davalı ...’a devrettiğini, Bedirhan’ın da taşınmazları devraldığı gün Anadolu Finans Kurumu yararına ipotek tesis ettirdiğini, borç ödenmediğinden Diyarbakır 5.İcra Müdürlüğü’nün 2009/2288 sayılı dosyası ile ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapıldığını, tarafına teslim edilip, kiraya vermek yoluyla tasarruf ettiği taşınmazların mülkiyetinin devredilmediğini ileri sürerek, taşınmazın adına tescilini istemiştir.
Davalılar yanıt vermemiş, duruşmalara da katılmamışlardır.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmü, davacı vekili ile müdahil vekili temyiz etmiştir.
Dava, yükleniciden kazanılan kişisel hakka dayalı mülkiyet aktarımı istemine ilişkindir.
4822 sayılı Kanununla değişik 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanununun 3.maddesi (c) bendi ile konut ve tatil amaçlı taşınmaz mallar da Tüketicinin Korunması Kanunun kapsamına alınmıştır. Dava konusu
taşınmaz “konut” niteliğindedir. Anılan yasanın (e) bendindeki tanıma göre tüketici; bir mal veya hizmeti ticari veya mesleki olmayan amaçlarla edinen, kullanan veya yararlanan gerçek veya tüzel kişiyi, (f) bendindeki tanıma göre de satıcı; kamu tüzel kişileri dahil olmak üzere ticari veya mesleki faaliyetler kapsamındaki tüketiciye mal sunan gerçek veya tüzel kişileri ifade eder. 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanununun 23.maddesi hükmüne göre de bu kanun uygulaması ile ilgili çıkacak her türlü ihtilaflara tüketici mahkemelerinde bakılması gerekir.
Somut uyuşmazlıkta, dava konusu 243 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydında, tam pay olarak dava dışı Bahattin Demircan adına kayıtlı iken tedavüller ile davalıların murisi ve dava dışı üçüncü kişiler adına tescilinin yapıldığı görülmektedir. Dava konusu taşınmazı, davalıların murisi yüklenici ...’in arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesine dayalı olarak yapmakta olduğu bir binadan davacının yazılı sözleşmeyle satın aldığı anlaşılmaktadır.
Davacı ile davalıların murisi olan yüklenici arasında konut satışını düzenleyen adi yazılı ve tarihsiz sözleşme yüklenicinin yaptığı bir temlik işlemidir. Gerçekten, 818 sayılı BK’nun 162 vd. maddeleri uyarınca davalı yüklenici iş sahibinden kazanacağı hakkını üçüncü bir kişiye yazılı biçimde yapılmak koşuluyla temlik edebilir.
Temellük eden davacı 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanunda yapılan tanıma göre tüketici, ona temlik işleminde bulunan yüklenici ise ticari bir kişidir.
Bu nedenlerle, davacı tüketici, yüklenicinin temlikine dayalı olarak tapu iptali ve tescil isteğinde bulunduğundan o yerde ayrı bir tüketici mahkemesi varsa çekişmenin tüketici mahkemesinde görülmesi aksi halde davaya tüketici mahkemesi sıfatıyla bakılması yasadan kaynaklanan bir zorunluluktur. Mahkemece kamu düzeninden olan görev hususu re’sen gözetilerek yukarıda yazılı olduğu şekilde işlem yapılması gerekirken çekişmenin esasının incelenip hükme bağlanması doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2012/7257, K. 2012/10393, 18 Eylül 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama