KÜNYE
14. Hukuk Dairesi 2013/6614 E., 2013/8392 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 31 Mayıs 2013
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
313 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 14.12.2011 gününde verilen dilekçe ile tapu tahsis belgesine dayalı tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; dava şartı yokluğundan davanın reddine dair verilen 13.12.2012 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı, 12.02.1985 tarihli tapu tahsis belgesine istinaden 2713 ada 15 parsel sayılı taşınmazda 91 m² yer tahsisi yapıldığını, tahsis bedelini belediyeye ödeyerek edimlerini yerine getirdiğini ileri sürerek, tapu iptali ve tescil istemiştir.
Davalı, idari yargının görevli olduğunu savunmuştur.
Mahkemece, bu ihtilafın idari yargıda çözümleneceği gerekçesiyle davanın yargı yolu bakımından reddine karar verilmiştir.
Karar, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun “idari dava türleri ve idari yargı yetkisinin sınırı” başlıklı 2. maddesinde idari dava türleri ve idari yargı yetkisi açıkça düzenlenmiştir. Bu düzenlemeye göre idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için açılan iptal davaları, idari eylem ve işlemlerden dolayı açılan tam yargı davaları ve idari sözleşmelerden dolayı taraflar arasında çıkan anlaşmazlıklara ilişkin davalar olarak gösterilmiştir.
Yargı yetkisinin ise idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlı olduğu belirtilmiş yürütme görevinin kanunlarda gösterilen şekil ve esaslara uygun olarak yerine getirilmesini kısıtlayarak, idari eylem ve işlem niteliğinde veya idarenin takdir yetkisini kaldıracak biçimde karar vereceğine ilişkin bir düzenleme getirilmemiştir.
Somut olayda, davacının tapu iptali ve tescil talebi idari nitelikte bir dava olmadığından bu tür uyuşmazlıkların adli yargıda çözümlenmesi gerekir.
Mahkemece, tarafların delilleri değerlendirilerek davanın esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken idari yargının görevli olduğundan bahisle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2013/6614, K. 2013/8392, 31 Mayıs 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama