KÜNYE
14. Hukuk Dairesi 2015/10665 E., 2016/2763 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 3 Mart 2016
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
327 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 08.03.1994 gününde verilen dilekçe ile miras payına yönelik alacağın istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine dair verilen 18.03.1996 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi bir kısım davalılar tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı vekili, müvekkillerinin ve davalıların murisi....'nın öldüğünde 7.220 m2 bağ ve köy içinde 1.500 m2 arsa bıraktığını, bu yerlerin mirasçıları tarafından beraberce kullanıldığını, mirasçılardan müvekkillerinin babası olan....'in ölümünden sonra taşınmazlarla ilgilenemediklerini, kadastro çalışmaları yapılırken davalıların müvekkilleri yokmuşçasına kadastro tespiti yaptırdıklarını, bu nedenle taşınmazların davalılar adına tescil edildiğini, 3. şahıslara devredildiğini, kötüniyetle elden çıkarılan bu taşınmazlardaki miras payının davalılardan alınmasını talep ve dava etmiştir.
Davalı ..., kendi miras hisselerinde tasarrufta bulunulduğunu belirterek davanın reddini savunmuş, diğerleri cevap dilekçesi sunmamıştır.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne kısmen reddine karar verilmiştir.
Dava, 08.03.1994 tarihinde açılmış, mahkemece 18.03.1996 tarihinde karar verilmiştir. Hüküm davalılara 18.02.2015 ila 23.02.2015 tarihleri aralığında tebliğ edilmiştir. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu'nun 11.04.1940 tarihli 1939/15 Esas 1940/70 Karar sayılı içtihadı birleştirme kararında da belirtildiği gibi “Tevhidi içtihada arzedilen hadiselerde temyiz edilen hükümlerin ilamları, taraflara tebliğ edilinceye kadar on sene ve daha ziyade müddet geçmiş olduğu iddiası Temyiz Mahkemesine arzedilmiş bulunmaktadır. Çünkü müruruzaman iddiaya nazaran hükümden sonra vaki
olmuştur. Temyiz Mahkemesinin kendisine dermeyan edilen bu müruruzaman defini nazara almayıp hüküm ilamının esasını tetkike girişmesi ve müruruzaman def'inin tetkikini ilamın tasdiki halinde icra dairesine, bozulması takdirinde mahkemeye bırakması kabul edilemez. Çünkü dava müruruzamanı davanın esası hakkında her türlü muhakemeye ve temyizen dahi tetkikat icrasına manidir.”
Bu durumda, hüküm ile kararın tebliği arasında 10 sene veya daha fazla bir müddet geçmiş olması halinde esasa girilerek temyiz incelemesi yapılamayacağından temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerekmiştir.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2015/10665, K. 2016/2763, 3 Mart 2016 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama