KÜNYE
14. Hukuk Dairesi 2015/12101 E., 2017/3631 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 2 Mayıs 2017
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
536 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 15.10.2014 gününde verilen dilekçe ile ortaklığın giderilmesi talebi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 15.12.2014 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı ... tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Dava, ortaklığın giderilmesi isteğine ilişkindir.
Davacılar vekili, davacılar ile davalıların hissedar oldukları 497 ada 2, 6 parsel, 390 ada 76 parsel, 51 ada 9, 2 ve 387 ada 124 parsel sayılı taşınmazlar üzerindeki ortaklığın satış suretiyle giderilmesini istemiştir.
Mahkemece ortaklığın satış suretiyle giderilmesine karar verilmiştir.
Hükmü, davalı ... temyiz etmiştir.
1- Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve dosya kapsamına göre, 497 ada 2, 6 parsel, 51 ada 9 ve 2 parsel sayılı taşınmazlar yönünden aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.
2-492 sayılı Harçlar Kanunu ve eki Tarifenin karar ve ilam harcına ilişkin hükmü uyarınca karar tarihi itibariyle gayrimenkulün satış bedeli üzerinden alınacak harcın binde 11,38 olması gerekirken hüküm sonucunda binde 9 olarak gösterilmesi doğru görülmemiş ise de bu husus kararın bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HUMK'nun 438/7. maddesi uyarınca hüküm sonucunun aşağıdaki şekilde düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
3- Dava konusu 390 ada 76 parsel ve 387 ada 124 parsel sayılı taşınmazlara yönelik temyiz itirazına gelince;
Somut olayda; tapu kaydında 390 ada 76 parsel ve 387 ada 124 parsel sayılı taşınmazlar üzerinde 3083 sayılı Kanun şerhi bulunduğu, 3083 sayılı Kanunun 13. maddesinin 5. fıkrasında "mahkemelerin satış suretiyle ortaklığın giderilmesine karar veremeyeceği" hükmü ve tapu kayıtları ile gelen yazı cevaplarında toplulaştırma projesi içerisinde kaldığı anlaşıldığından, dava konusu taşınmazlardaki ortaklığın
satış suretiyle giderilemeyeceği gerekçesiyle bu taşınmazlar yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
Tapu kaydı incelendiğinde, 3083 sayılı Kanun şerhinin 02.01.2009 tarihinde konulduğu, 3083 sayılı Kanunun 13. maddesinin 1. fıkrasında “Uygulama alanlarında ...kararının Resmi Gazete'de yayımı tarihinden itibaren, kamulaştırma, toplulaştırma, arazi değiştirilmesi ve dağıtım işlemlerinin tamamlanması veya tapuya tescil sonuçlandırılıncaya kadar, gerçek kişilerle özel hukuk tüzel kişilerine ait arazinin mülkiyet ve zilyetliği devir ve temlik edilemez.
Bu araziler ipotek edilemez ve satış vaadine konu olamaz. Ancak, bu kısıtlama süresi beş yılı aşamaz. Sulama şebekesi tamamlanıp sulamaya geçinceye kadar da aynı işlemler yapılmaz. Bu kısıtlamada ise süre beş yılı aşamaz. Ancak, sulama alanlarında toplulaştırma çalışmaları kısıtlama süresi içerisinde sonuçlandırılamadığı takdirde, ...
Genel Müdürlüğünün teklifi ve Tarım ve Köyişleri Bakanlığının onayı ile toplulaştırma çalışmalarının sonuçlandırılması amacıyla kısıtlama süresi en fazla beş yıla kadar daha uzatılabilir.” hükmü gereğince taşınmazlar üzerindeki şerhin süresinin geçtiği anlaşılmıştır. Mahkemece, belirtilen bu husus gözetilmeden davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bu sebeple kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2015/12101, K. 2017/3631, 2 Mayıs 2017 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama