KÜNYE
14. Hukuk Dairesi 2015/12332 E., 2016/3465 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Mart 2016
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
328 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 31.01.2014 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil olmadığı takdirde tazminat istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; tapu iptal ve tescil talebinin reddine, tazminat talebinin kabulüne dair verilen 20.01.2015 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi taraf vekillerince istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Dava, TMK'nın 724. maddesi gereğince tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde tazminat isteğine ilişkindir.
Davacılar, 313 parsel sayılı taşınmazda murisleri... ile taşınmaz maliklerinden .... arasındaki anlaşma gereği ... tarafından 1983 yılında dava konusu taşınmazda 3 katlı bina inşa edildiğini, tapuya kayıtlı taşınmaz üzerindeki binanın mülkiyetinin ... tarafından iyiniyetli olarak yaptırıldığını ve taşınmaza zilyet olduklarını ileri sürerek, uygun bedel karşılığında taşınmazın adlarına tescilini, mümkün olmadığı takdirde murisleri tarafından yapılan faydalı giderlerin taraflarına ödenmesini istemişlerdir.
Davalılar, davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, tapu iptali ve tescil talebinin reddine, taşınmaz üzerindeki yapıların değeriyle faydalı giderlere ilişkin davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmü, taraf vekilleri temyiz etmişlerdir.
6100 sayılı HMK'nın 297/2 maddesi gereğince;
Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.
Bunların yanında hakim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir (HMK m. 26/1).
Mahkemece, yukarıda açıklanan hususlar bir yana bırakılarak infazda duraksamaya neden olacak biçimde "taşınmaz üzerindeki yapıların değeriyle faydalı giderlere ilişkin davanın kabulüne" şeklinde hüküm kurulmasına rağmen davalılardan tahsiline karar verilen tazminat miktarının yani davacıya tanınan hakkın ve davalılara yüklenen borcun hüküm sonucunda açıkca gösterilmemiş olması doğru görülmemiş, bu sebeple hükmün bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2015/12332, K. 2016/3465, 22 Mart 2016 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama