KÜNYE
14. Hukuk Dairesi 2015/14788 E., 2017/5265 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 19 Haziran 2017
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
379 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Davacılar vekili tarafından, davalı aleyhine 13.06.2014 gününde verilen dilekçe ile önalım hakkından kaynaklanan tapu iptali ve tescil talebi üzerine yapılan duruşma sonunda; davacılar ... ve ... yönünden davanın feragat nedeni ile reddine, diğer davacılar yönünden davanın kabulüne dair verilen 07.07.2015 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Dava, önalım hakkından kaynaklanan tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Davacılar vekili, dava konusu 124 ada 2, 124 ada 4, 124 ada 8 ve 124 ada 9 parsel sayılı taşınmazlarda davalı adına kayıtlı hisselerin iptali ile eşit oranda müvekkilleri adına tesciline karar verilmesini talep etmiş olup 10/02/2015 tarihli beyan dilekçeleri ile davacılar ... ve ... yönünden davaya konu taleplerinden vazgeçtiklerini beyan etmiştir.
Davalı vekili, dava konusu taşınmazların fiilen taksim edildiğini beyan ederek bu nedenle davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacılar ... ve ... yönünden feragat nedeni ile davanın reddine, diğer davacılar yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmü, davalı vekili temyiz etmiştir.
Önalım hakkı, paylı mülkiyet hükümlerine tabi taşınmazlarda bir paydaşın taşınmazdaki payını kısmen veya tamamen ücüncü kişiye satması halinde, diğer paydaşlara, satılan bu payı öncelikle satın alma yetkisi veren bir haktır. Bu hak, paylı mülkiyet ilişkisi kurulduğu anda doğar ve pay satışı yapılmasıyla kullanılabilir hale gelir.
Öte yandan, bir davada taraf sıfatı dava konusu subjektif hakka ilişkindir. Dava dilekçesinde davacı ile davalı olarak gösterilen kişiler, şeklen o davanın taraflarıdır. Ancak mahkemenin bu taraflar arasında dava konusu hakkın esası hakkında bir karar verebilmesi için, bu kişilerin o davada gerçekten davacı ve davalı sıfatına sahip olmaları gerekir.
Bir subjektif hakkı dava etme yetkisi (dava hakkı) kural olarak o hakkın sahibine aittir (Aktif husumet).
Somut olayda, davacı ...'in aktif dava ehliyetinin tespiti amacıyla dava konusu taşınmazlara ait tapu kayıtları incelendiğinde, adı geçen davacının taşınmazda malik ve paydaş olmadığı görülmüştür.
Bu durumda, Mahkemece davacı ...'in dava konusu taşınmaz ile ilgisi tespit edilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2015/14788, K. 2017/5265, 19 Haziran 2017 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama