KÜNYE
14. Hukuk Dairesi 2015/15002 E., 2015/11910 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Aralık 2015
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
741 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 07.08.2012 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; davanın reddine dair verilen 12.09.2013 günlü hükmün Yargıtayca, duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 13.10.2015 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden gelmedi, karşı taraftan davalı vekili Av. ... geldi. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen tarafın sözlü açıklaması dinlendi duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı vekili, dava konusu 196 ada 7 parsel sayılı taşınmazın 23.06.1992 tarihli akit ile sadece sağlık ocağı hizmeti vermesi için davalıya bağışlandığını, bu şartların belediye tarafından yerine getirilmediğini, aktin 3. maddesine göre de Belediye tarafından . bedelsiz devredilmesi gerektiği halde devir işleminin gerçekleştirilmediğini, tapu kaydının iptali ile davacı dernek adına tescilini talep ve dava etmiştir.
Davalı belediye vekili, öncelikle hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddi gerektiğini, esasa ilişkin olarak da taşınmazın bir süre sağlık ocağı olarak kullanıldığını, sağlık ocağının kapatılmasından sonra belediye tarafından sağlık hizmetleri verilmesi mümkün olmadığından giriş katının Şehit Aileleri Derneği'ne tahsis edildiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, 6098 sayılı TBK'nın 291/3 maddesine göre yapılan yüklemeli bağışlamada bunu talep etme yetkisinin ancak bağışlayanların ölümünden sonra davacıya geçeceği bu haliyle ancak bağışlayanlar tarafından TBK'nın 295/3 maddesi uyarınca bağışlananın geri alınmasına sebebiyet verilebileceği anlaşıldığından davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmü, davacı vekili temyiz etmiştir.
Somut olayda, bağışlayanlar ... kendisine asaleten, ... ve ...' a vekaleten .., ... ve ... ile davalı ... arasında düzenlenen 23.06.1992 tarihli 1635 yevmiye no'lu akit ile "196 ada 7 parselde 1 ve 2 no'lu bağımsız bölümler ile 3 no'lu bağımsız bölümün intifa hakkı ölünceye kadar ...'a ait olmak kaydı ile hibe edilen binanın tamamı (intifa hakkı süresinde intifa hakkı tanınan bölüm hariç) yalnız sağlık ocağı hizmetleri için kullanılacağı başka amaç için kullanılmayacağı,
madde 3-...hizmeti üstlenen kuruluşta binayı yalnız sağlık hizmetleri için kullanabilecek aksi takdirde binayı belediyeye terk edecek. Belediyede hizmeti üstlenecektir. Ancak belediye de hizmetin yürütülmesini temin edemediği ahvalde bu gibi hizmetler için kurulu bir vakfa veya en son Kızılaya belediye tarafından bedelsiz olarak devredilecektir.
madde 4-...bu şekilde Zile Belediyesine hibe ettiklerinin ve .. Belediyesi adına tescilini istedikleri" hususları düzenlenmiştir.
Yukarıda açıklanan sözleşme gereğince taşınmazın mülkiyetinin davalı belediyeye devredilmesinden sonra dava konusu taşınmaz sağlık hizmetleri görülmek üzere tahsis edildiği, ancak sağlık hizmetlerinin devam etmemesi nedeniyle taşınmazın giriş katının ...arafından kullanıldığı, kalan kısmının atıl olarak bırakıldığı, akte uygun kullanılmadığı anlaşılmaktadır.
Dava konusu taşınmazı bağışlayan dava dışı ..., ..., ...,..ve ...'ın vefat ettikleri, sadece ...'ın sağ olduğu nüfus kayıtlarından anlaşılmaktadır. Ancak taşınmaz bu şahsın da mülkiyetinde olmadığından davacı Kızılay'ın isteminin yerinde olduğu gözetilerek davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2015/15002, K. 2015/11910, 22 Aralık 2015 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama