KÜNYE
14. Hukuk Dairesi 2016/11497 E., 2019/5588 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 23 Eylül 2019
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
269 kelime·1 dk okuma·1 bölüm
Davacı vekili tarafından, dahili davalılar aleyhine 30/04/2015 gününde verilen dilekçe ile mirasın hükmen reddi talebi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 06/05/2016 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi dahili davalı SGK vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı vekili, 19.11.2012 tarihinde vefat eden ...'ın terekesinin borca batık olduğunun tespiti ile mirasın hükmen reddine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, davanın kabulü ile mirasın hükmen reddine karar verilmiştir. Hükmü, davalı SGK vekili temyiz etmiştir.
Dava, TMK'nun 605/2. maddesi gereğince açılan mirasın hükmen reddi istemine ilişkindir. Ölüm tarihinde miras bırakanın ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmiş ise, miras reddedilmiş sayılır (TMK m. 605/2). Mirasçılar Türk Medeni Kanunu'nun 610. maddesinde yazılı aykırılık da bulunmadıkça yani zımnen mirası kabul etmiş duruma düşmüş olmadıkça her zaman murisin ödemeden aczinin tespitini isteyebilir.
Türk Medeni Kanunu'nun 606. maddesinde belirtilen süre bu davada uygulanmaz. Dava alacaklılara husumet yöneltilerek görülür. Bu davada yetkili mahkeme ise alacaklıların davanın açıldığı zamandaki ikametgahı mahkemesidir. Ayrıca Türk Medeni Kanununun Velayet Vesayet ve Miras Hükümlerinin Uygulanmasına İlişkin Tüzüğün 39/2. fıkrası gereğince mirasın reddi yetkisini içeren özel vekaletname sunulması da zorunludur.
Somut olayda; davalı SGK hem yargılama aşasmasında hem de temyiz dilekçesinde muris ...’dan alacağının bulunmadığını açık beyanıyla bildirmiş olması nedeniyle davalı SGK yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken, davalı aleyhine davanın kabulü doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2016/11497, K. 2019/5588, 23 Eylül 2019 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama