KÜNYE
14. Hukuk Dairesi 2016/12527 E., 2017/1590 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 2 Mart 2017
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
398 kelime·2 dk okuma
Davacılar vekili tarafından, davalı aleyhine 27.11.2013 gününde verilen dilekçe ile önalım hakkına dayalı tapu iptali ve tescil talebi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 02.07.2015 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Dava, önalım hakkından kaynaklanan tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Davalı, davayı kabul etmiş, davalı vekili, dava konusu taşınmazın bedelinin tespiti için keşif ve bilirkişi incelemesi yapılmasını talep etmiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmü, davalı vekili temyiz etmiş, temyiz dilekçesinde bir kısım esasa dair itirazlarını ve yargılama gideri ile vekalet ücretinin hatalı belirlendiğine yönelik itirazlarını sunmuştur. Dairemizin 01.12.2014 tarihli, 2014/10733- 13619 E-K sayılı ilamıyla “ dava ön inceleme tutanağı imzalanmadan önce davalı ... tarafından 26.12.2013 tarihli dilekçe ile kabul edildiğinden davacı yararına Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 6. maddesi uyarınca tarife hükümleri ile belirlenen ücretin yarısı kadar vekalet ücretine hükmolunması ve 492 sayılı Harçlar Kanununun 22. maddesi uyarınca kabul, yargılamanın ilk celsesinden önce vuku bulduğundan karar ve ilam harcının üçte birinin alınması gerekir.” gerekçesiyle hükmün bozulmasına, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda, tapu iptaline ilişkin hüküm kesinleştiğinden karar verilmesine yer olmadığına denilerek bozma ilamı doğrultusunda vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmiştir.
Hükmü, davalı vekili temyiz etmiştir.
Hükmün hangi hususları kapsayacağı 6100 sayılı HMK’nın 297. maddesinde belirtilmiştir. Ayrıca hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.
Bu biçim yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereğidir. Aksi hal, yeni tereddüt ve ihtilaflar yaratır, hükmün hedefine ulaşmasını engeller, kamu düzeni ve barışı oluşturulamaz. Bozma kararı ile ilk hüküm hayatiyetini ve ifa kabiliyetini yitirir.
Bozma kararından sonra bozmaya uyularak verilen hüküm yeni bir hükümdür. Bozmaya uyularak tesis edilen hükmün, tüm istekleri karşılar şekilde yeniden yazılması gerekir.
Somut olayda; Mahkemece, yukarıda değinilen hususlar gözetilmeden, tapu iptaline ilişkin hüküm kesinleştiğinden karar verilmesine yer olmadığına şeklinde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bu sebeple kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2016/12527, K. 2017/1590, 2 Mart 2017 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama