KÜNYE
14. Hukuk Dairesi 2016/2536 E., 2018/8597 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 5 Aralık 2018
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
490 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 10.06.2013 gününde verilen dilekçe ile tapu kaydındaki zilyetlik şerhinin kaldırılması talebi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 10.11.2015 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Dava, tapu kaydındaki zilyetlik şerhinin kaldırılması isteğine ilişkindir
Davacı vekili; Hazine'ye ait ... İlçesi, ... Köyü, 101 ada 50 parsel sayılı taşınmazın, ... Kadastro Mahkemesinin 2010/25 Esas, 2011/7 Karar sayılı ilamı ile davalının ziyetliğinde olmadığı tespit edildiğinden tapu kaydının beyanlar hanesinde bulunan "iş bu parsel ... oğlu ... 'nin kullanımındadir" şerhinin kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; 2B arazilerinde zilyetlik çalışmaları nedeniyle 101 ada, 48, 49, 50 ve 51 parsel sayılı taşınmazların oluşturduğunu, 1956 yılında oluşan 193 parsel ile 101 ada 50 parsel sayılı taşınmazın örtüştüğünü, müvekkilinin mükerrer kaydın düzeltilmesi için Milli Emlak Müdürlüğüne müracaat ettiğini, 50 parsel sayılı taşınmazın 193 parsel sayılı taşınmaz içinde kalan küçük bir alan olduğunu, haksız davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmü davalı vekili temyiz etmiştir.
Türk Medeni Kanununun 997 ila 1027. maddelerindeki hükümler, tapu siciline ilişkin bulunmaktadır.
Bunlardan, 1008. madde tapu siciline kaydolunacak ayni hakları, 1009. madde sicile şerh verilebilecek kişisel hakları, 1010. ve 1011. maddeler ise temlik hakkının sınırlamaları ile geçici tescili düzenlemiştir.
Türk Medeni Kanununun 1009 ve devamı maddelerinde tapu siciline şerh verilmesi gereken kişisel haklar sınırlı olarak sayılmış olup sadece kanunlarda açıkça öngörülen hakların tapu siciline şerh verilebileceği hükme bağlanmıştır. Tescil ve şerhlerde olduğu gibi beyanlar sütununa kayıt hususu da Türk Medeni Kanununun 1012. maddesi ile düzenlenmiştir. Zilyetlik de kanunlarda belirtilen şerh edilebilir haklardan değildir.
Esasen zilyet yararına tapulama tespit tarihinde zilyetlikle mülk edinme koşullarının oluşması halinde taşınmazın adına tespit ve tescili mümkün bulunduğuna göre ayrıca zilyetlik şerhi verilmesi için bir neden de bulunmamaktadır. Tapu kaydına konulan zilyetlik şerhinin hukuki dayanaktan yoksun, yok hükmünde bir şerh olduğu hiç bir hüküm ve sonuç doğurmayacağı, devamında yasal bir zorunluluk ve davalının korunması gerekli yararının da bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Somut olayda; mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi doğru ise de; davalının dava açılmasına sebebiyet vermediği, davalının Hazine aleyhine açtığı zilyetliğin tespitine ilişkin Tarsus Kadastro Mahkemesinin 2010/25 Esas sayılı dava dosyasında; şerhin terkini Hazine tarafından talep edilmediğinden davanın açılmasına davacının sebebiyet verdiği dikkate alınmadan yargılama gideri ve vekalet ücretinden davalının sorumlu tutulması doğru görülmemişse de, bu yanlışlığın giderilmesi kararın bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün HUMK'nun 438/VII maddesi gereğince aşağıdaki şekilde düzeltilerek onanması gerekmiştir.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2016/2536, K. 2018/8597, 5 Aralık 2018 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama