İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /14. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 14. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E.2018/2719 K.2021/3096

Davacılar vekili tarafından, davalı aleyhine 07.01.2013 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil talebi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 26.03.2014 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı ... ile davacı ...…

Esas2018/2719Karar2021/3096Tarih27 Nisan 2021Okuma5 dk · 1.097 kelime

KÜNYE

14. Hukuk Dairesi 2018/2719 E., 2021/3096 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
27 Nisan 2021
Mahkemesi
Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.097 kelime·5 dk okuma·1 bölüm

Davacılar vekili tarafından, davalı aleyhine 07.01.2013 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil talebi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 26.03.2014 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı ... ile davacı ... tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün evrak incelenerek gereği düşünüldü:

KARAR

Dava, yolsuz tescil hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.

Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece, iddianın ileri sürülüş biçimine göre davanın idari yargı yerinde görülmesi gerektiğinden söz edilerek davanın reddine verilmiştir.

Hüküm, davacı ... ile davacı ... tarafından temyiz edilmiştir.

Dava ehliyeti, kişinin bizzat veya vekili aracılığıyla bir davayı davacı veya davalı olarak takip etme ve usuli işlemleri yapabilme ehliyetidir. Dava ehliyeti, medeni hakları kullanma ehliyetinin usul hukukunda büründüğü şeklidir; dolayısıyla, medeni hakları kullanma ehliyetine (fiil ehliyetine) sahip gerçek ve tüzel kişiler dava ehliyetine de sahiptirler.

Taraf sıfatına gelince, bir hakkı dava etme yetkisi (dava hakkı) kural olarak o hakkın sahibine aittir. Bir hakkın sahibinin kim olduğu, dolayısıyla o hakkı dava etme yetkisinin kime ait olduğu, (o davada davacı sıfatının kime ait olacağı) tamamen maddi hukuk kurallarına göre belirlenir. Ancak, bir davanın davacısının o dava yönünden davacı sıfatına sahip bulunmadığının belirlenmesi halinde, mahkeme dava konusu hakkın mevcut olup olmadığını inceleyemeyeceğinden sıfat yokluğundan davanın reddine karar vermek zorunda olduğu için, taraf sıfatı usul hukukunun da düzenleme alanındadır.

Eş söyleyişle sıfat, dava konusu sübjektif hak (dava hakkı) ile taraflar arasındaki ilişkidir. Taraf ehliyeti, dava ehliyeti ve davayı takip yetkisi, davanın taraflarının kişilikleriyle ilgili olduğu halde, taraf sıfatı dava konusu subjektif hakka ilişkindir (..., ... - ..., ... - ..., ...: Medeni Usul Hukuku, Yetkin Yayınları, ... 1995, 7. baskı, s. 231).

Taraf sıfatı usul hukuku sorunu olmayıp, dava konusu subjektif hakkın özüne ilişkin bir maddi hukuk sorunu olduğundan taraf sıfatının yokluğu defi değil, yargılamanın her aşamasında taraftarca ileri sürülmesi mümkün ve mahkemece de kendiliğinden nazara alınması zorunlu bir itiraz niteliğindedir.

Kural olarak mahkeme, hakem veya yargı yetkisini haiz diğer organlar huzurunda gerçek ve tüzel kişilere ait hakları dava etmek ve savunmak yalnız Baroda yazılı avukatlara aittir. Avukatlık Kanununa (m. 35/1) göre, en az üç avukat (ve dava vekili) bulunan yerlerde, Baroda yazılı avukatlar (ve dava vekilleri) vekil olarak dava takip etme bakımından bir tekele sahiptirler. Baroda yazılı olmayan kişiler ise, vekil sıfatıyla mahkemeye kabul olunmaz. Mülga 1086 sayılı HUMK'nun 61. maddesindeki "vekil" kavramının kapsamına Baroda yazılı avukat veya dava vekili girer. Bunların dışındaki kişilerin sıfat ve yetkileri ne olursa olsun, bu kapsamda değerlendirilmeleri olanaklı değildir.

Öte yandan, mülga 1086 sayılı HUMK'nun 61. maddesi hükmü, 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK)'na alınmamış ise de, 6100 sayılı HMK'da "Davaya Vekalefi düzenleyen 71 ila 83. maddeleri arasındaki hükümlerin ortaya koyduğu "Vekil" kavramına az yukarıda değinilen Av. K.'nın 35/1. maddesi kapsamında Baroda yazılı avukatın (veya şartları varsa dava vekilinin) gireceği aşikardır. Dolayısıyla, yukarıda belirtilen 1086 sayılı HMUK'nun yürürlüğü döneminde Yargıtay'ın benimsediği görüşün, 6100 sayılı HMK'nın yürürlüğü döneminde de geçerli olduğunun belirtilmesinde yarar bulunmaktadır.

Bir kimsenin kendisi adına dava açıp takip etmek üzere, temsil yetkisi verdiği kişi, avukat veya dava vekili değilse, müvekkili adına açtığı davaya sonradan müvekkilinin icazet vermesi veya yetkili kıldığı avukatının açılmış olan davayı takip etmesi, usulsüz açılan davayı usulüne uygun açılmış bir dava haline getirmez.

Hak sahibi kişi kendisi davayı açabileceği gibi, kendisi adına dava açmak üzere, dilediği kimseye temsil yetkisi verebilir. Bu temsilci Baroda yazılı avukat (veya şartları varsa dava vekili) niteliğine sahip değilse dava açıp takip edemez.

O halde, dava konusu şey üzerinde kim veya kimler hak sahibi ise, davayı da bu kişi veya kişilerin açması gerekir. Davayı açabilmek için gerekli sıfat, dava konusu şey üzerinde hak sahibi olan kişiye aittir. Bir kimsenin davacı veya davalı sıfatına sahip olup olmadığı tıpkı hakkın mevcut olup olmadığının tayininde olduğu gibi maddi hukuka göre belirlenir (..., ... -..., ... - ..., ...: a.g.e., s. 231-232; Üstündağ, Saim; Medeni Yargılama Hukuku, ... 1997, s. 307).

Bilindiği gibi, Türk Medeni Kanununun 1022. maddesi hükmünce, ayni haklar tescille doğar. Bunun yanı sıra Türk Medeni Kanunu Alman sisteminden ayrılarak tescil yoluyla mülkiyet hakkının doğumunu sebebe bağlı bir hukuksal işlem olarak kabul etmiştir. Bu itibarla, tescilin nedenini teşkil eden idari karar hukuki varlığını koruduğu sürece açılan tapu iptali ve tescil davasının dinlenebilme olanağı yoktur.

Diğer bir deyişle, tapu kütüğündeki tescilin idari karara dayanması halinde kararın idari yargı yerinde kanuna aykırılıktan dolayı tashihi ya da iptali cihetine gidilmesi ve idari yargı kararının da kesinleşmesiyle tapudaki tescil işlemi hukuksal sebebini yitirir ve bu işlem (tescil işlemi) öncesini kapsamak üzere yolsuz tescil niteliğini alır.

Ancak, o taktirde, hak sahibi tapu kütüğündeki kaydın iptali ya da tashihi için genel mahkemelerde (Adli Yargı Yerinde) dava açabilme olanağına kavuşur.

Yukarıda yapılan hukuki saptama ve açıklamaların ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacı ..., dava dilekçesinde 124 ada 186 sayılı imar parseli, yargılama sırasında ise 124 ada 177 sayılı imar parseli ile geldisi olan 124 ada 42 sayılı kadastral parsel ve 124 ada 175 sayılı imar parseli ile geldisi olan 124 ada 37 sayılı kadastral parsellerde murisi ...’in pay sahibi olduğunu, yapılan imar uygulamaları ile kendilerine pay verilmediğinden bahisle bu parsellerdeki haklarının tespit edilerek tapu iptali ve tescil talebinde bulunmuş ise de,

yapılan yargılama sonucunda dava dışı ...’nin 124 ada 37 sayılı kadastral parselde 18.09.1995 tarihinde, 124 ada 42 sayılı kadastral parselde 16.08.1990 tarihinde tam malik olduğu, 124 ada 177 sayılı imar parselinin ... adına kayıtlı olduğu, 124 ada 186 sayılı imar parselinin ise dava dışı ..., ... ile ...

Belediyesi adına kayıtlı olduğu, söz konusu kadastral parsellerde davacı murisi ...’in bir hakkının bulunmadığı, bu taşınmazların dava dışı başka kişilere ait olduğu anlaşılmıştır.

Bu durumda, davacı tarafından yolsuz tescil hukuksal nedenine dayalı olarak tapu iptal ve tescil isteğinde bulunulduğuna göre, bu tür ihtilafların inceleme yerinin Adli Yargı Yeri olduğu gözetilerek davanın esası ile ilgili bir karar verilmesi gerekirken, davalı ... tarafından yapılan imar işlemlerine karşı dava açıldığı kabul edilerek idari yargının görevli olduğundan bahisle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.

Öte yandan; davacı ...’in davacı sıfatı ile hareket etmediği, diğer davacı ...’ye vekaleten davayı takip etmeye çalıştığı, ancak bu kişinin avukat olmadığı, Av. .... 35/1. maddesine göre sadece avukat veya şartları varsa dava vekili; mahkeme, hakem veya yargı yetkisini haiz diğer organlar huzurunda vekil olarak yer alabileceğinden, davacı ...’in vekil sıfatı ile davaya kabul edilmemesi yeterli iken davada tarafmış gibi kabul edilerek bu kişi yönünden davanın husumet nedeni ile reddine karar verilmiş olması da doğru görülmemiştir. Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı ... ile davacı ...’nin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer temyiz hususlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın yatırana iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 27.04.2021 gününde oy birliği ile karar verildi.

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2018/2719, K. 2021/3096, 27 Nisan 2021 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
14. Hukuk Dairesi
Esas No
2018/2719
Karar No
2021/3096
Tarih
27 Nisan 2021

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 16. Hukuk Dairesi E.2018/2720 K.2021/3445
  • Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E.2018/2730 K.2021/2665
  • Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E.2018/2740 K.2021/2925
  • Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E.2018/2769 K.2021/2923
  • Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2018/2773 K.2021/2072
  • Yargıtay 16. Hukuk Dairesi E.2018/2794 K.2021/3369

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.