KÜNYE
(Kapatılan)15. Ceza Dairesi 2011/12906 E., 2012/36378 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 4 Mayıs 2012
- Mahkemesi
- Asliye Ceza Mahkemesi
- Suç
- Dolandırıcılık
- Hüküm
- Mahkumiyet
Karar Metni
422 kelime·2 dk okuma
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda;
Katılan ...’ın, zeka seviyesi düşük olan 34 yaşındaki oğlunu evlendirmek amacıyla tanık Musa Yıldırım’dan yardım istemesi üzerine, köylüleri Sabahattin aracılığıyla tanıştıkları ... ile birlikte Denizli’de yaşayan sanık ...’nün evine gittikleri, katılan tarafın sanığı beğenmesi üzerine, sanığın akıl zayıflığı olduğunu bildiği katılan ... ile evlenmeyi kabul ettiği, ancak geçimini fuhuşla sağladığı ile yetişkin çocuğunun olduğu hususlarını onlardan gizlediği,
katılanlara eniştesi Hüseyin olarak tanıttığı sanık ...’ın kendilerini Burdur’a para karşılığında götüreceğini söylemesi üzerine hep birlikte katılanların köyüne gittikleri, gider gitmez ziynet eşyası takılmasında ısrarcı olan sanığa 6 adet bilezik, bir çift küpe ile yüzük takıldığı, ertesi gün evlilik hazırlığı amacıyla alınan eşyaların sanık ...’ya ait araca konulmasından sonra, katılan ...’ın kendilerinden şüphelendiğini anladıklarından altınlar ve eşyalarla birlikte araca binip kaçtıkları anlaşıldığından, eylemlerinin dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna dair mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine ancak;
Sanıklar tarafından işlenen dolandırıcılık suçunun niteliği de göz önünde bulundurularak, aracın suça özgülenmemesi yanı sıra, suçun konusunu da oluşturmadığı, ayrıca suçta kullanılan aracın müsaderesinin suça nazaran daha ağır bir sonuç doğuracağı gözetilmeksizin, aracın ruhsat sahibine iadesi yerine yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi,
Adli para cezalarının 5083 sayılı Kanun'un 1.maddesi ile 01.01.2009 tarihinde yürürlüğe giren Bakanlar Kurulu'nun 04.04.2007 tarih ve 2007/11963 sayılı kararının 1.maddesi uyarınca Türk Lirası (TL) olarak belirlenmesinde zorunluluk bulunması,
Yargıtay 15. Ceza Dairesi, E. 2011/12906, K. 2012/36378, 4 Mayıs 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama