KÜNYE
(Kapatılan)15. Ceza Dairesi 2011/13392 E., 2012/38003 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 29 Mayıs 2012
- Mahkemesi
- Sulh Ceza Mahkemesi
- Suç
- Güveni Kötüye Kullanma
- Hüküm
- Mahkumiyet
Karar Metni
397 kelime·2 dk okuma
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Zilyedinin rızası olmadan başkasına ait taşınır bir malı, kendisine veya başkasına bir yarar sağlamak maksadıyla bulunduğu yerden almak, hırsızlık suçunun temel şeklidir. Taşınır malın alınmasının suç oluşturabilmesi için, zilyedinin rızasının bulunmaması gerekir. Güveni kötüye kullanma suçunda ise, başkasına ait olup da, muhafaza etmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere zilyetliği kendisine devredilmiş olan mal üzerinde, kendisinin veya başkasının yararına olarak, zilyetliğin devri amacı dışında tasarrufta bulunan veya bu devir olgusunu inkar eden kişi, şikayet üzerine, cezalandırılmaktadır. Zilyetlik rızayla faile devredilmelidir.
Somut olayda; sanığın, bir yeri arayacağını söyleyerek, müştekinin rızası dahilinde aldığı cep telefonunu kullandıktan sonra müştekiye iade etmemesi ve olay yerinden uzaklaşması karşısında; cep telefonunun zilyetliğinin, kısa bir süre için de olsa müşteki tarafından sanığa devredilmiş olması karşısında, eylemin güveni kötüye kullanmak suçunu oluşturduğu dikkate alınarak, hırsızlık suçunun oluşacağı yönünde tebliğnamedeki düşünceye iştirak edilmemiştir.
Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olduğu anlaşıldığından, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için aranan, 5271 sayılı CMK’nın. 231/6.maddesinin (a) bendinde yazılı “kasıtlı bir suçtan mahkum olmamış bulunma” nesnel koşulunun bulunmaması nedeniyle, sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyeceği belirlenerek yapılan incelemede;
Sanık hakkında belirlenen temel gün adli para cezasının, para cezasına çevrilmesi sırasında uygulanan yasa maddesinin gösterilmemesi suretiyle, CMK.nun 232/6. maddesine aykırılık oluşturulması,
Adli para cezasının; 5083 sayılı Kanun'un 1. maddesi ile hükümden sonra 01.01.2009 tarihinde yürürlüğe giren Bakanlar Kurulu'nun 04.04.2007 tarih ve 2007/11963 sayılı kararının 1.maddesi uyarınca Türk Lirası (TL) olarak belirlenmesinde zorunluluk bulunması,
5237 Sayılı Yasanın 53. maddesinin 1. fıkrasının c bendinde yer alan kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarına ilişkin hak yoksunluğunun, aynı maddenin 3. fıkrasına göre koşullu salıverilmeye kadar uygulanabileceği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu aykırılık aynı Kanunun 322.maddesi gereğince yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hükmün üçüncü bendine "TCK.nun 52/2 maddesi uyarınca" ibaresi eklenmesi,
Yargıtay 15. Ceza Dairesi, E. 2011/13392, K. 2012/38003, 29 Mayıs 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama