KÜNYE
(Kapatılan)15. Ceza Dairesi 2011/14489 E., 2012/39688 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Haziran 2012
- Mahkemesi
- Asliye Ceza Mahkemesi
- Suç
- Dolandırıcılık
- Hüküm
- Mahkumiyet
Karar Metni
343 kelime·2 dk okuma
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Gerekçeli kararda gösterilmeyen suç yerinin mahallinde karara eklenmesi mümkün olduğundan, 5237 sayılı TCK.nun 53.maddesi uyarınca sanığın belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılmasının kasten işlenen suçtan dolayı hapis cezasi ile cezalandırılmanın kanuni sonucu olması nedeniyle infaz aşamasında dikkate alınabileceğinden, dosyada mevcut adli sicil kaydından tekerrüre esas sabıkası olduğu anlaşılan sanıklar hakkında TCK.nun 58.maddesinin uygulanmaması ise; aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, layın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, hilenin şekli, ullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; katılan'ın suç tarihinde aracını satmak üzere otopazarına götürdüğü, sanıklardan ...'nin araca müşteri olup diğer sanık ... adına araç almak istediğini söylediği, katılan'a ait ... plaka sayılı araç için pazarlık yaptıkları ve satış konusunda anlaşarak sözleşme düzenleyip ayrıca katılandan ... adına satış vekaletnamesi aldıkları, racın parasını altın ve döviz bozdurup ödeyeceklerini söyleyerek bedelini katılana ödemeden Eskişehire götürüp vekaletnameye istinaden başkalarına satmak suretiyle menfaat temin ettikleri anlaşıldığından, dolandırıcılık suçunun subut bulduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmememiştir. Ancak,
Adli para cezasının; 5083 sayılı Kanun'un 1. maddesi ile hükümden sonra 01.01.2009 tarihinde yürürlüğe giren Bakanlar Kurulu'nun 04.04.2007 tarih ve 2007/11963 sayılı kararının 1.maddesi uyarınca Türk Lirası (TL) olarak belirlenmesinde zorunluluk bulunması,
Yargıtay 15. Ceza Dairesi, E. 2011/14489, K. 2012/39688, 21 Haziran 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama