KÜNYE
(Kapatılan)15. Ceza Dairesi 2011/14601 E., 2012/40167 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 28 Haziran 2012
- Mahkemesi
- Ağır Ceza Mahkemesi
- Suç
- Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
- Hüküm
- Beraat, mahkumiyet
Karar Metni
606 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık ...'ın ve katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, sanık ... hakkında nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik, sanık ... hakkında nitelikli dolandırıcılık suçlarından verilen beraat hükümleri ile sanık ... hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan verilen mahkumiyet hükmünün ONANMASINA, 28.06.2012 tarihinde sanık ...'ın resmi belgede sahtecilik suçundan verilen beraat hükmü yönünden oyçokluğu ile diğer hükümler yönünden ise oybirliğiyle karar verildi.
KARŞI OY
(15. Ceza Dairesinin 2011/14601 esas sayılı dosyasına ilişkindir)
Kendisine ve ailesine ait yeşil kartlara ilaç kaydı yaptırmak için ... Yeşilkart Bürosuna başvuran sanık ...’ın elinde bulunan 5 adet yeşilkart sağlık karnelerinin 2 ve 3. kutularında bulunan vize işlemlerinin sahte olduğu tespit edilmiştir.
Sanıklar hakkında kamu kurumunu dolandırmak ve evrakta sahtecilik suçlarından dava açılmıştır.
Yapılan yargılama sonucunda sanık ...'ın dolandırıcılık suçundan beraatına, evrakta sahtecilik suçundan cezalandırılmasına, sanık ...’nın da her iki suçtan beraatına karar verilmiştir.
Temyiz incelemesi yapan Yargıtay 15. Ceza Dairesi ise sanık ... hakkında verilen hükmün oybirliği ile onanmasına, sanık ... hakkındaki hükmün onanmasına ise oy çokluğu ile karar vermiştir.
Sanık ... hakkında verilen kararla ilgili çoğunluk görüşüne şu gerekçelerle katılmam mümkün değildir.
1) Sanık ..., olayı müteakiben zabıta tarafından alınan savunmasında; vize işlemlerini inşaatlarda birlikte çalıştığı Yeniköy Muhtarının yeğeni olan ve ... olarak bildiği kişiye 50 TL vererek yaptırdığını, bu paranın yeşilkart bürosuna verileceğini sandığını beyan etmiştir. Mahkemedeki savunmasında ise, “... veya ... adında bir arkadaşının olduğunu, kendisini ... isimli Yeniköy Muhtarının yeğeninin tanıştırdığını, vize işlemlerini ona yaptırdığını, yeşilkartları vize yaptıran kişinin arkadaşı olmadığını, ama birlikte çalıştıklarını, birlikte boya işleri yaptıkları şahsın huzurdaki şahıs (...) olmadığını” söylemiştir. Soruşturma ve kovuşturma sırasındaki beyanları arasındaki çelişki nedenleri sorulmasına rağmen sanık ..., makul bir cevap verememiştir.
Sanık ...’ın benzer şekilde birçok kişiye ait yeşilkart vizesini sahte olarak yaptırdığı için başka dosyalardan tutuklu olduğu yargılama sırasında belirlenmiştir.
Olayımızda, eylemin sübutu konusunda tereddüt yoktur. Çözümlenmesi gereken husus sanık ...’nın sahtecilik suçuna bilerek katılıp katılmadığı hususudur.
Adli sicil kayıtlarına göre sanık ...’ın 30/03/2007 tarihinde resmi evrakta sahtecilik suçu işlediği anlaşılmaktadır. Bu dosyadaki suç tarihi ise 14/12/2007 tarihidir. Buradan ...’ın eskiden beri yeşilkart vizesi sahteciliği yaptığı anlaşılmaktadır. Sanık ...’nın da bir süre Almanya’da bulunduğu, hatta Almanya Adli Makamlarından aldığı sabıka kaydının olduğu adli sicil kayıtlarından anlaşılmaktadır.
Köyden dışarı çıkmayan cahil bir kişinin yeşilkartını vize için başkasına vermesi onun kötüniyetli olmadığına karine sayılabilir ise de; gerek yurtdışında gerekse yurt içinde birçok yer gezmiş, yeşilkart vize işlemlerini kendisi takip etme yeteneğine sahip olan sanık ...’nın, Arkadaşı olan ...’ın sahtecilik eylemlerinden haberinin olmadığını söylemek ve ona iyi niyetle karnelerini verdiğini söylemek mümkün değildir.
Nitekim ...’ı korumak maksadıyla onu tanımazdan gelmesi, önceki savunmasını değiştirip çelişkili beyanlarda bulunması, sanığın suça bilerek iştirak ettiğini göstermektedir.
Sonuç olarak ortada işlenmiş bir suç vardır. Maddi deliller tartışmasız olarak sanık ...’nın bu suçu işlediği yönündedir. Sadece kast unsurunun olmaması halinde suç oluşmamış olacaktır. Fakat sanık olayda kastının bulunmadığına dair inandırıcı bir anlatımda bulunamamış ve bir delil sunamamıştır. Bu durumda mevcut deliller ve sanığın savunması birlikte değerlendirildiğinde; sanık ...’nın sahtecilik suçuna bilerek katıldığı ortaya çıkmaktadır.
2- Kabule göre de;
Mahkeme kararının gerekçe bölümünde “sahtecilik suçuna iştirak ettiğine ilişkin delil elde edilemediği, bu nedenle gerek dolandırıcılık gerek sahtecilik yönünden bu sanık için beraat kararı verilmesi gerektiği… anlaşılmıştır” dendiği halde, devam eden paragrafta ise “ … sanık ...’ın bu belgeyi (yeşilkartlar) alabilecek nitelikte olması nedeniyle gerçek bir durumun belgelenmesi amacıyla resmi belgede sahtecilik suçunun oluştuğu vicdani kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur” denmek suretiyle çelişkili bir gerekçeye dayanarak beraat kararı verildiği görülmektedir.
İzah edilen nedenlerle sanık ... hakkında sahtecilik suçundan verilen beraat hükmünün bozulması gerekmektedir.
Bu sebeple sayın çoğunluk görüşüne katılmıyorum. 28.06.2012
Yargıtay 15. Ceza Dairesi, E. 2011/14601, K. 2012/40167, 28 Haziran 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama