KÜNYE
(Kapatılan)15. Ceza Dairesi 2011/17223 E., 2012/43357 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 11 Ekim 2012
- Mahkemesi
- Asliye Ceza Mahkemesi
- Suç
- Dolandırıcılık
- Hüküm
- Mahkumiyet
Karar Metni
553 kelime·3 dk okuma
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olduğu anlaşıldığından, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için aranan, 5271 sayılı CMK'un 231/6.maddesinin (a) bendinde yazılı “kasıtlı bir suçtan mahkum olmamış bulunma” nesnel koşulunun bulunmaması nedeniyle, sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyeceği belirlenerek yapılan incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanığın kimliği belirsiz şüpheli ile mağdurun evine gidip Arçelik'ten çekilişle 13.000 TL tutarında eşya çıktığını söyleyerek onu vergiler için 1.000 TL gerektiğine inandırıp bu parayı alması şeklinde gerçekleşen olayda dolandırıcılık suçunun oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itiraz larının reddine ancak;
1- Hapis cezası “suçun işleniş şekli, yer ve zamanı, sanığın suç işleme kastının yoğunluğu, güttüğü amaç ve saik “ nazara alınarak asgari hadden uzaklaşmaksızın tayin olunduğu halde aynı gerekçe ile hapis cezası yanında hükmolunan adli para cezasının birim gün sayısının alt sınırdan uzaklaşılarak 50 gün olarak tayini suretiyle gerekçede çelişkiye düşülmesi,
2- Adlî Para cezası hesaplanırken, öncelikle 5237 sayılı Kanun'un 52/1. maddesi uyarınca tam gün sayısının belirlenmesi ve aynı Kanun'un 61/8. maddesi gereğince artırım ve indirimlerin belirlenen gün üzerinden yapılmasını müteakip, 52. maddenin 2. fıkrası uyarınca belirlenen miktar ile gün sayısının çarpılması suretiyle para cezasının tespit edilmesi gerekirken belirlenen tam gün sayısının artırım ve indirimler yapılmadan para cezasına çevrilip artırım ve indirimlerin bu miktar üzerinden yapılarak fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 1412 Sayılı CMUK'nın 321.maddesi gereğince BOZULMASINA, ancak bu hususların yeniden duruşma yapılmaksızın CMUK'nın 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hükmün 1. paragrafında yer alan "....1 yıl hapis ve 50 tam gün karşılığı ve TCK'nın 52/2 maddesi uyarınca bir günlüğü sanığın ekonomik ve sosyal durumu nazara alınarak taktiren 20,00 TL'den çevrilerek 1.000,00 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına”, keza 2. paragrafta yer alan "...
4 ay hapis ve 333,00 TL Adli para Cezasıyla Cezalandırılmasına " ve 3. Paragrafta yer alan "3 ay 10 gün hapis ve 277,00 TL Adli Para Cezasıyla Cezalandırılmasına " ibareleri çıkartılıp yerlerine sırasıyla birinci paragrafa "1 yıl hapis ve 5 gün karşılığı adli para cezası ile cezalandırılmasına",
Yargıtay 15. Ceza Dairesi, E. 2011/17223, K. 2012/43357, 11 Ekim 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama