KÜNYE
(Kapatılan)15. Ceza Dairesi 2011/21176 E., 2013/5522 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Mart 2013
- Mahkemesi
- Asliye Ceza Mahkemesi
- Suç
- Dolandırıcılık
- Hüküm
- Mahkumiyet
Karar Metni
449 kelime·2 dk okuma
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanığın kendisini Başkomiser ... olarak tanıtarak müştekilerle dostane bir ilişki kurduğu, Esenyurt Jandarma Karakol Komutanı olduğunu söylediği bir şahsı alarak bu şahsın belindeki ruhsatlı silahı kendilerine devredebileceğini kaybettikleri silah ruhsatını da çıkartabileceğini söylediği, silah ve ruhsatı için müşteki ...'dan önce 300 sonra 170 YTL olmak üzere toplam 470 YTL peşin para aldığı, aradan bir süre sonra 130 YTL daha istemesine rağmen müşteki Ali'nin silah teslim edildiğinde ödeyebileceğini belirterek bunu vermediği ancak bir daha sanığın müştekilerin iş yerine uğramadığı silahı vermediği gibi parayı da iade etmediği olayda dolandırıcılık suçunun oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Dosya içerisindeki adli sicil kaydına göre tekerrüre esas mahkumiyeti bulunan sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 58/6.maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına karar verilmemesi, sanık tarafından, TCK'nın 43/1.maddesi kapsamında, aynı suç işleme kararıyla kanunun aynı hükmünün birden fazla ihlal edilmesi suretiyle, müştekilerden, ayrı tarihlerde iki kez menfaat temin edilmesi karşısında, zincirleme suç hükümlerinin uygulanmaması aleyhe temyiz olmadığından bozma sebebi yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanan delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine göre sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak,
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2007/10-108 Esas, 2007/152 Karar sayılı ilamında da belirtildiği gibi yasa koyucunun ayrıca adli para cezası öngördüğü suçlarda, hapis cezasının alt sınırdan tayini halinde mutlak surette adli para cezasının da alt sınırdan tayini gerektiği yönünde bir zorunluluk bulunmamakta ise de, bunun gerekçelerinin gösterilmesi, dayanılan gerekçelerin de yasal olması ve dosya içeriğiyle örtüşmesi gerektiği halde mahkemece adli para cezasının gerekçe gösterilmeksizin alt sınırın üzerinde 365 gün olarak tayin edilmesi suretiyle 5237 sayılı TCK'nun 61. maddesine aykırı davranılması,
Yargıtay 15. Ceza Dairesi, E. 2011/21176, K. 2013/5522, 26 Mart 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama