İçeriğe geç
AC
15. Ceza Dairesi Esas: 2011/22898 Karar: 2013/6521 Tarih: 2013

Yargıtay 15. Ceza Dairesi E.2011/22898 K.2013/6521

(Kapatılan)15. Ceza Dairesi 2011/22898 E. , 2013/6521 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Nitelikli Dolandırıcılık, Görevi Kötüye Kullanma ... Dosya incelenerek gereği düşünüldü; Sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan verilen beraat, görevi kötüye kullanma suçundan verilen mahkumiyet hüküm

Karar Özeti

(Kapatılan)15. Ceza Dairesi 2011/22898 E. , 2013/6521 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Nitelikli Dolandırıcılık, Görevi Kötüye Kullanma ... Dosya incelenerek gereği düşünüldü; Sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan verilen beraat, görevi kötüye kullanma suçundan verilen mahkumiyet hüküm

Karar Detayı

(Kapatılan)15. Ceza Dairesi 2011/22898 E. , 2013/6521 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Nitelikli Dolandırıcılık, Görevi Kötüye Kullanma ... Dosya incelenerek gereği düşünüldü; Sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan verilen beraat, görevi kötüye kullanma suçundan verilen mahkumiyet hükümlerinin temyiz incelemesinde; Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır. Somut olayda; sanığın suç tarihi itibarıyla 657 sayılı kanuna tabi memur sıfatıyla Veri Hazırlama ve Kontrol İşletmeni ünvanı altında katılan ... Ordu İl Müdürlüğünde memur olarak görev yaptığı, görevi gereği işsizlik sigortası işlemlerine bakan birimde çalıştığı, ... Kurumunun yersiz işsizlik ödemelerinin geri ödenmesine ilişkin işlemlerde görevli olup kurum olarak doğrudan para tahsilatı yetkilerinin bulunmayıp işsizlik parası alan vatandaşların geri ödemelerini kurumun banka hesabına yatırıp dekontu sanığa sunmaları gerekmesine rağmen sanığın görevi ile ilgili bu hususta vatandaşın iyi niyetli olarak fiil sırasında görevinin gereklerine uygun davranılması düşüncesiyle vatandaşları kendisine paraları elden teslim etmek hususunda yönlendirmesi sonucu herhangi bir makbuz veya ödeme belgesi almaksızın paraları bırakıp ayrılmaları sonucu esasen kuruma ait bu paranın sanık tarafından kurumun zararına olacak şekilde haksız şekilde kendi lehine edinilerek haksız menfaat sağlayarak çıkar elde ettiği iddia edilen olayda; Nitelikli dolandırıcılık suçu yönünden; Sanığın para yatırmak için gelen tanıkların iradelerini sakatlayacak boyutta hile ve desise kullandığına ilişkin olarak hakkında cezalandırılmasına yeter her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği gerekçesiyle nitelikli dolandırıcılık suçunun oluşmadığına dair mahkeme kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir. Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre; katılan vekilinin, sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, Görevi kötüye kullanma suçu yönünden; Sanığa isnat edilen eylem nedeniyle TCK'nın 257/3.madde ve fıkrası delaletiyle TCK 257/1. madde ve fıkrasında “bir yıldan üç yıla kadar hapis” yaptırımı öngörüldüğü, hükümden sonra 19.12.2010 tarihinde yürürlüğe giren 6086 sayılı Kanunun 1.maddesi ile TCK'nın 257/1-2.madde-fıkralarında yer alan “kazanç” sözcüğünün “menfaat” olarak değiştirilmesi, bu fıkralarda öngörülen cezaların alt ve üst sınırlarının da indirilmesi ve TCK'nın 257/3. fıkrasında “bir yıldan üç yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adli para cezası” şeklinde ayrı bir yaptırım öngörüldüğü, yine aynı fıkranın 02.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6352 sayılı Kanunun 105. maddesi ile yürürlükten kaldırılıp TCK'nın 250/1.madde ve fıkrasına “kamu görevlisinin haksız tutum ve davranışları karşısında, kişinin haklı bir işinin gereği gibi, hiç veya en azından vaktinde görülmeyeceği endişesiyle, kendisini mecbur hissederek, kamu görevlisine veya yönlendireceği kişiye menfaat temin etmiş olması halinde, icbarın varlığı kabul edilir” şeklinde yapılan ekleme ile eylemin irtikap suçunu oluşturacağı şeklinde düzenleme yapılması karşısında, TCK'nın 7/2.madde-fıkrasındaki “suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur” hükmü gözetilerek, sanığın hukuki durumunun sözü edilen 6086 sayılı Kanunla değişik TCK'nın 257/1.maddesi uyarınca yeniden değerlendirilmesi zorunluluğu, Bozmayı gerektirmiş, katılan vekili, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan sair yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı 5320 Sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK.un 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 09.04.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla