KÜNYE
(Kapatılan)15. Ceza Dairesi 2011/23180 E., 2013/6296 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 8 Nisan 2013
- Mahkemesi
- Asliye Ceza Mahkemesi
- Suç
- Dolandırıcılık
Karar Metni
511 kelime·3 dk okuma
...
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanık ...'ın, daha önce mağdur ... hakkında bir şekilde elde edindiği bilgileri kullanarak mağdur ...'u telefonla aradığı, kendisini asker arkadaşı ... olarak tanıttığı, asker arkadaşı olduğu konusunda ...'u ikna ettikten sonra, kız kaçırdıklarını, paraya ihtiyacı olduklarını, yakın akrabası olan ... isimli kişinin 15-16 kilo altın bulduğunu, ...'in, bu altınları paraya çevirmek istediğini söylediği, mağdurun da, bunu duyduktan sonra kendini ... diye tanıtan kişiyle telefonda irtibat kurduğu,
olaydan babası mağdur ... ve kardeşi katılan ...'a bahsettiği, telefon görüşmeleri sonrasında katılan ... ile kendini ... diye tanıtan sanık ...'ın otogarda buluştukları ve ...,... köyündeki sanık ...'ın evine geldikleri, elde ettiği altınları bulan köylü ... kılığındaki sanık ...'nin, ...'a uzaktan altın torbası göstererek içinden çıkarttığı bir adet gerçek ... altınını
...'a uzattığı, ...'ın da altını ...'a verdiği, numune olduğu belirtilen bu gerçek altın karşılığında 100 TL aldığı, kendisine verilen bir adet gerçek altından ikna olan ...'ın pazarlık sonucu bir torba altını 5.000 TL 'ye almak üzere sanıklarla anlaşarak köyden ayrıldığı, ertesi gün sanık ... ile tekrar buluştukları, bu kez katılanın mağdurları da yanında getirdiği, sanıkların, mağdurların arabada beklemesini istedikleri, katılan ve sanıkların sanık ...'ın evinin önüne geldikleri, sanık ...'ın ...'dan 5.000 TL'yi alıp altın torbasını getirmek üzere eve girdiği,
arkasından diğer sanığın eve gittiği, eve girdikten sonra da kapıyı kilitleyip evin ikinci katından atlayarak kaçtıkları, sanık ...'ın suçunu ikrarettiği, sanık ... ve ...'nin, katılan tarafından kesin olarak teşhis edildiği, bu şekilde sanıkların, eylem ve fikir birliği içerisinde hareket ederek dolandırıcılık suçunu işlediklerinin iddia edildiği olayda, suçun işlendiği gerekçesine dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanıkların yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, Ancak;
5271 Sayılı CMK'nın 326/2. maddesi uyarınca iştirak halinde işlenen suçlarda sanıkların sebebiyet verdikleri yargılama giderlerinden ayrı ayrı sorumlu oldukları gözetilmeden yazılı şekilde yargılama giderinin “müteselsilen” tahsiline karar verilmesi ve 5237 sayılı TCK'nın 52/4 maddesine göre; ''kararda, para cezasının dört eşit taksitle ödenmesine karar verilerek taksit aralığının açık bir şekilde gösterilmemiş olması,
Yargıtay 15. Ceza Dairesi, E. 2011/23180, K. 2013/6296, 8 Nisan 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama