KÜNYE
(Kapatılan)15. Ceza Dairesi 2011/23195 E., 2013/6727 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 11 Nisan 2013
- Mahkemesi
- Asliye Ceza Mahkemesi
- Suç
- Dolandırıcılık
Karar Metni
483 kelime·2 dk okuma
...
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
... Devlet Hastanesin Morg bölümünde işçi olarak çalışan sanığın, diş polikliniğinden randevu almak isteyen mağdura randevuların çok geç tarihlere verildiğini, kendisine daha kısa sürede randevu alabileceğini söylediği, ertesi gün randevuyu ayarladığını ancak 45 TL masraf gerektiğini söyleyerek aldığı, bir sonraki gün arayarak bu kez 213 TL daha gerektiğini söyleyip bu paraları daha sonra sigortadan alacağını belirterek almak suretiyle haksız menfaat temin ettiğinin anlaşıldığı olayda, eyleminin dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Sanığın bir suç işleme kararının icrası kapsamında değişik zamanlarda aynı suçu mağdura karşı birden fazla kez işlemesi nedeniyle eylemlerini zincirleme şekilde gerçekleştirdiğinden tayin olunan cezanın 5237 sayılı TCK'nın 43/1.maddesi uyarınca arttırılması gerektiğinin gözetilmemesi hususu ile dosya içerisindeki adli sicil kaydına göre tekerrüre esas mahkumiyeti bulunan sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 58/6.maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına karar verilmemesi hususu aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1-Hapis cezası alt sınırdan tayin edildiği halde adli para cezası belirlenirken yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeyle tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılması suretiyle 30 gün olarak belirlenerek sanığa fazla ceza tayini,
2-5237 sayılı TCK'nın cezaların toplanması kuralına yer vermediği, sanık hakkında hükmolunan her bir cezanın diğerinden bağımsız olduğu gözetilmeden cezaların toplanması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı yasanın 8.maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK'un 321.maddesi gereğince BOZULMASINA; fakat, bu aykırılıkların yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun'un 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan;
hükümde hapis cezası yanında verilen "5237 sayılı TCK'nın 157/1, 168/1, 52/2.maddeleri gereğince verilen 10 gün adli para cezası karşılığı günlüğü 20 TL'den olmak üzere 200 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına" ifadelerinin çıkarılarak "5237 sayılı TCK'nın 157/1 maddesi gereğince 5 gün adli para cezası ile cezalandırılmasına, 168/2.maddesi uyarınca cezasından 2/3 oranında indirim yapılarak 1 gün adli para cezası ile cezalandırılmasına,
Yargıtay 15. Ceza Dairesi, E. 2011/23195, K. 2013/6727, 11 Nisan 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama