KÜNYE
(Kapatılan)15. Ceza Dairesi 2011/23559 E., 2013/7132 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 17 Nisan 2013
- Mahkemesi
- Asliye Ceza Mahkemesi
- Suç
- Dolandırıcılık
Karar Metni
436 kelime·2 dk okuma
...
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;failin bir kimseyi,kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli,olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi,kullanılan hilenin şekli,kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda;
Önceden medikal firmalarda çalışmış olması nedeniyle medikal işleri bilen ve müştekiyi tanıyan sanığın müştekinin işyerini telefonla arayarak kendisini ... olarak tanıtıp Akhisar’da doktorluk yapan ve müştekinin tanıdığı bir doktor isminden de bahsederek Akhisar veya Manisa’da laboratuar kuracaklarını, laboratuar cihazı satın alacağını, cihazların kahvehaneye bırakılmasını istediğini belirterek,
şirketin hesap numarasını alıp, cihaz bedellerini banka havalesi ile göndermiş gibi Vakıfbank’a ait EFT bilgi fişini müşteki şirkete faksla gönderdikten sonra 2.084,40 TL tutarındaki Santrıfüj masaüstü ... nüve ve hema tokrit santrıfüj nüve cihazlarını teslim aldığı, bu suretle telefonda kimliği hakkında yalan beyanda bulunarak ve sahte banka EFT makbuzu göndererek 2.084,40 YTL haksız menfaat sağladığı anlaşıldığından sanığın eyleminin dolandırıcılık suçunu oluşturduğu yönündeki kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22.11.2011 gün ve 2011/9-192 esas ve 2011/241 sayılı kararında açıklandığı üzere, sanığın savunmalarını sunduğu oturumlarda duruşmadan vareste tutulmayı talep ettiği ve yargılamaya konu suç için Yasada öngörülen hapis cezasının alt sınırının beş yıldan az olduğu anlaşılmakla, sanığın savunmasının istinabe yoluyla alınması ve Cumhuriyet savcısının esas hakkındaki görüşünü bildirdiği ve hükmün açıklandığı son oturuma getirtilmeden karar verilmesi savunma hakkının kısıtlanması niteliğinde olmadığından tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre; diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak,
Sanık hakkında temel ceza tayini sırasında hürriyeti bağlayıcı ceza alt sınırdan belirlendiği halde yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeyle adli para cezası tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılmak suretiyle tespit edilerek sanığa fazla ceza tayini,
Yargıtay 15. Ceza Dairesi, E. 2011/23559, K. 2013/7132, 17 Nisan 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama