KÜNYE
(Kapatılan)15. Ceza Dairesi 2011/25291 E., 2013/9045 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 16 Mayıs 2013
- Mahkemesi
- Asliye Ceza Mahkemesi
- Suç
- Dolandırıcılık
- Hüküm
- Mahkumiyet
Karar Metni
469 kelime·2 dk okuma
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olduğu anlaşıldığından, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için aranan, 5271 sayılı CMK'nın 231/6.maddesinin (a) bendinde yazılı “kasıtlı bir suçtan mahkum olmamış bulunma” nesnel koşulunun bulunmaması nedeniyle, sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyeceği belirlenerek yapılan incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanığın, mülkiyeti dayısına ait olan 75 adet dikili kavak ağacının kendisine ait olduğunu belirtip kereste ticaretiyle uğraşan katılana 2000 TL karşılığında sattığı, bu hususta katılan ile sözleşme yapıp peşin olarak 500 TL geriye kalan borç içinde 1500TL'lik çek aldığı, akabinde işçileriyle birlikte ağaçların bulunduğu yere kesim yapmak için giden katılanın suça konu kavakların sanığa ait olmadığını öğrendiği olayda, mahkemenin dolandırıcılık suçunun oluştuğuna ilişkin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Dosyada mevcut adli sicil kaydından tekerrüre esas sabıkası olduğu anlaşılan sanık hakkında TCK'nın 58.maddesinin uygulanmaması aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,Ancak;
1-5237 sayılı TCK'nın 61/8.maddesine aykırı olarak, sanık hakkında TCK'nın 157.maddesi uyarınca hükmolunan adli para cezasında artırım ve indirimlerin tayin olunan gün adli para cezası üzerinden yapılması gerektiği gözetilmeden, gün üzerinden tayin olunan adli para cezasının TCK'nın 52/2 maddesi uyarınca para cezasına çevrilmesinden sonra TCK'nın 62.maddesi uyarınca indirim yapılarak ve hapis cezası alt sınırdan tayin edildiği halde adli para cezası belirlenirken yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeyle asgari hadden uzaklaşılması suretiyle sanığa fazla ceza tayini,
2-5237 sayılı TCK'nın cezaların toplanması kuralına yer vermediği, sanık hakkında hükmolunan her bir cezanın diğerinden bağımsız olduğu gözetilmeden cezaların içtima ettirilmesi,
Yargıtay 15. Ceza Dairesi, E. 2011/25291, K. 2013/9045, 16 Mayıs 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama