KÜNYE
(Kapatılan)15. Ceza Dairesi 2011/66714 E., 2013/10967 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 12 Haziran 2013
- Mahkemesi
- Ağır Ceza Mahkemesi
- Suç
- Nitelikli Dolandırıcılık (Değişen Suç Vasfı Nedeniyle Hizmet Nedeniyle Güveni Kötüye Kullanma
- Hüküm
- Beraat, Mahkumiyet
Karar Metni
471 kelime·2 dk okuma
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; failin bir malın zilyedi olması, malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi, failin kendisine verilen malı, veriliş gayesinin dışında, zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması, rehnetmesi tüketmesi, değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkar etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Somut olayda; katılanın, yurt dışında çalışmış olduğu dönemlere ilişkin emeklilik işlemlerinin, Bağkur ve diğer kuruluşlarda takibi için serbest muhasebeci olarak tanıdığı sanık ... ile yanında çalışmakta olan diğer sanık ...'ü Ankara 50. Noterliğince düzenlenmiş 04.05.2006 tarih ve 06170 yevmiye nolu vekaletname ile yetkili kıldığı, sanık ...
...’in katılana ait emeklilik işlemleri ile ilgili olarak Bağkur Genel Müdürlüğü hesabına para yatırılması gerektiğini söylemesi üzerine katılanın 8.523 TL parayı sanık ...’in yönlendirmesi ile yanında çalışan sanık ... ile birlikte Necatibey Halk Bankası Şubesine Bağkur hesabına yatırdıktan sonra katılanın sanık ...’ten ayrıldığı,
sanık ...’in, parayı yatırdıklarını sanık ...’e telefonla bildirdiği ancak sanık ...’in paranın yanlış bankaya yatırıldığını parayı buradan çekip Vakıfbank Şubesindeki Bağkur hesabına yatırılması gerektiğini söylemesi üzerine sanık ...’in de paranın yanlış bankaya yatırıldığına dair beyan vererek ve kendisinde bulunan vekaletname ile Necatibey Halk Bankası Şubesine yatırılmış olan 8.523 TL'yi geri çektiği ve parayı sanık ...’e teslim ettiği, suça konu parayı Vakıfbank Şubesine kendisinin yatıracağından bahisle alan sanık ...’in bu parayı kullandığı,
daha sonra Bağkur’dan prim borcu olduğunu öğrenen katılana, ödemede bulunacağını söyleyerek oyaladığı, söz konusu paranın 1.500 TL'sini katılana ödediği ancak kalan miktarı ödemediği anlaşılmakla, sanık ...'in eyleminin hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu oluşturduğuna yönelik kabul ile sanık ...'in, diğer sanık ...'in yanında ücretli çalışan eleman olduğu,
işi gereği sanık ...’in talimatları doğrultusunda hareket ettiği ve bu sanığın eylemine iştirak kastı ile hareket ettiğine dair mahkumiyetine yeterli her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği gerekçesiyle verilen beraat kararında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yargıtay 15. Ceza Dairesi, E. 2011/66714, K. 2013/10967, 12 Haziran 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama