KÜNYE
(Kapatılan)15. Ceza Dairesi 2012/10890 E., 2012/41041 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 11 Eylül 2012
- Mahkemesi
- Ağır Ceza Mahkemesi
- Suç
- Nitelikli dolandırıcılık
- Hüküm
- Mahkumiyet
Karar Metni
448 kelime·2 dk okuma
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır.Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli,olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi,kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; Sanığın babası ... adına ...'ın aracını satın aldığı, bu aracı kredi ile almak için, Akbank Meşrutiyet Şubesine başvurduğu, rehin şartıyla kredilendirilen aracın ruhsatına rehinli olduğunun araç ruhsatına işletip bankaya ibrazı halinde araç bedeli olan 100.000 TL'lik kredinin hesaba geçeceğinin bildirilmesi üzerine sanığın üzerinde rehin şerhi olan sahte ruhsatname düzenleyip bankaya ibraz ederek krediyi kullandığı olayda nitelikli dolandırıcılık suçunun oluştuğuna dair kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Sanık hakkında 24.11.2005 tarihinde yakalama emri çıkartılıp yakalanmasından sonra 07.03.2011 tarihinde istinabe ile yapılan duruşmada yakalama emri eklerinde iddianameninde bulunması yakalama emri ve eklerinin okunmasını takiben, sanığın haklarını anladığını, savunma yapacağını beyan ederek savunmasını yapmış olması karşısında, savunma hakkının kısıtılandığına ilişkin tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
Suç tarihi, sanığın bankadan kredi aldığı 24.03.2005 olduğu halde gerekçeli karar başlığında yanlış gösterilmesi mahallinde düzeltilebilir görüldüğünden,sanığın eyleminin 5237 sayılı TCK'nun 158/1-d maddesinin yanında 158/1-j maddesininde uygulanmaması aleyte temyiz bulunmadığından bozma sebebi yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanan delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine göre sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak,
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2007/10-108 E., 2007/152 K. sayılı ilamında da belirtildiği gibi yasa koyucunun ayrıca adli para cezası öngördüğü suçlarda, hapis cezasının alt sınırdan tayini halinde mutlak surette adli para cezasının da alt sınırdan tayini gerektiği yönünde bir zorunluluk bulunmamakta ise de, bunun gerekçelerinin gösterilmesi, dayanılan gerekçelerin de yasal olması ve dosya içeriğiyle örtüşmesi gerektiği halde mahkemece hapis cezası alt sınırdan tayin edilmesine rağmen, adli para cezasının gerekçe gösterilmeksizin alt sınırın çok üzerinde 600 gün olarak tayin edilmesi suretiyle 5237 sayılı TCK.nun 61. maddesine aykırı davranılması,
Yargıtay 15. Ceza Dairesi, E. 2012/10890, K. 2012/41041, 11 Eylül 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama