KÜNYE
(Kapatılan)15. Ceza Dairesi 2012/12464 E., 2013/7589 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 24 Nisan 2013
- Mahkemesi
- Asliye Ceza Mahkemesi
- Suç
- Mala Zarar Verme, Kasten Yaralama
- Hüküm
- Mahkumiyet
Karar Metni
505 kelime·3 dk okuma
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan, söz konusu suç seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma, yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma, suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
Sanık ...'in katılan ...'e borcu nedeniyle katılanın sanık hakkında icra takibi yaptığı ve olay günü katılanın işyerinde haciz yapıldığı, akşam saatlerinde yoldan katılanın geçtiğini gören sanığın katılanı arayarak dükkanına para getireceğini, gelmesini istediği,
... yerine geri dönen katılanı karşılayan 6-7 kişilik bir grubun doğrudan katılana saldırarak etkisi basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde katılanı yaraladıkları, olay yerinde bulunan katılanın damadı .... ve kızı .....'nin de şahıslarca darp edildikleri, şahısların olay yerinden ayrılmadan evvel dükkanın önünde park halinde bulunan katılan ... ve damadı.....'a ait araçların camlarını kırarak zarar verdikleri olayda, mahkemenin mala zarar verme ve kasten yaralama suçlarının oluştuğuna yönelik kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
1)Şikayetçi ...'ın 04/11/2008 tarihli celsede şikayetçi olmadığını beyan etmesine göre, vekilinin temyiz inceleme isteğinin 5320 sayılı Kanunun 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 317.maddesi gereğince REDDİNE,
2)Sanıklar ... ve ... hakkında şikayetçi ...'ye karşı işledikleri mala zarar verme suçundan verilen mahkumiyet kararlarına yönelik temyiz isteğinin incelenmesinde;
03/03/2011 tarihli celsede sanık ...'e hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını kabul edip etmediğinin sorulmuş olması, sanığın aşamalarda suçlamayı reddedip hüküm verilinceye kadar da mağdurların zararını gidermemiş olması karşısında, tebliğnamedeki bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA,
3)Sanıklar ....e .... hakkında şikayetçi .....'e karşı işledikleri mala zarar verme suçundan verilen mahkumiyet kararına, sanık ... hakkında katılan ... ve şikayetçiler .... ve...'ye karşı işlediği kasten yaralamaya azmettirme suçundan verilen mahkumiyet kararlarına yönelik temyiz isteklerinin incelenmesinde,
a) Şikayetçi Bilal'in 04/11/2008 tarihli celsede şikayetçi olmadığını beyan etmesine göre, takibi şikayete tabi olan mala zarar verme suçu yönünden 5237 sayılı TCK.nun 73/4 ve 5271 sayılı CMK.nun 223/8.maddeleri uyarınca davanın düşmesine karar verilmesinde zorunluluk bulunması,
B)Mağdurların sanıklarca yaralanmaları eyleminde, şikayetçi...'nin sanıklarca yalnızca darp edildiklerini söyleyip sopa ile vurulduğundan bahsetmemesi, diğer iki mağdurun bu konudaki beyanlarının net olmaması, olayın ardından ele geçen sopa bulunmayıp, mağdurların raporları itibarı ile kendilerine sopa ile vurulduğuna ilişkin herhangi bir görüş belirtilmemiş olması karşısında, suç sırasında kullanıldığı kabul edilen ve elde edilemeyen sopanın hangi niteliklerinden ötürü silah sayıldığı açıklanmadan ve bu husus gerekçede tartışılmadan sanığın atılı suçu silahla işlediğinden bahisle TCK.nun 86/2.maddesi uyarınca belirlenen cezanın aynı maddenin 3-e fıkrası gereğince artırılması,
Yargıtay 15. Ceza Dairesi, E. 2012/12464, K. 2013/7589, 24 Nisan 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama