KÜNYE
(Kapatılan)15. Ceza Dairesi 2012/1539 E., 2013/14711 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 2 Ekim 2013
- Mahkemesi
- Asliye Ceza Mahkemesi
- Suç
- Dolandırıcılık
- Hüküm
- Beraat
Karar Metni
388 kelime·2 dk okuma
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;
Failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK'nın 158/1-d bendinde belirtilen,Kamu kurum ve kuruluşlarının,kamu meslek kuruluşlarının, siyasî parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Söz konusu kurum yada kuruluşların konumunun suçun işlenmesinde kolaylık sağlayacağı düşüncesi, bu kurum ve kuruluşların bu suçta araç olarak kulanılmasının, ağırlaştırıcı neden olmasını gerektirmiştir.
Bu nitelikli halin uygulanabilmesi için, bunların isminin kullanılması yeterli olmayıp maddi varlığının kullanılması gerekmektedir.Araç olarak kullanılma, bu kurum veya kuruluşlara ait yazı veya belgeleri amaç dışı olarak
kullanmak şeklinde olabilir.Bu kurumlara ait kimlik belgesinin gösterilmesi, basılı evraklarının, kıyafetlerinin, taşıtlarının kullanılması mağdurda güven oluşumunu sağlayacaktır.
Sanığın müteahhitlik yaptığı, katılanların ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi ...
Ada ve ... parselde bulunan ve hissedar oldukları arsada kat karşılığı inşaat sözleşmesi ile inşaat yapmak üzere sanıkla sözleşme imzaladıkları ve sözleşme gereği 11 adet dairenin sanığa verilmesi konusunda anlaştıkları, ve bu daireleri satmak üzere sanığa vekaletname verdikleri, ancak sanığın ekonomik durumunun bozulması nedeniyle inşaatı bitiremeyeceğini beyan ederek katılanlara sözleşmenin feshedilmesini talep ettiği, katılanlarında 21.09.2004 tarihinde yeni bir sözleşme yaparak ilk sözleşmeyi fesettikleri ve inşaatın yapılması ile ilgili başka bir müteahhitle anlaştıkları,
ancak katılanların fesihnameyi Tapu Müdürlüğüne vermedikleri gibi daha önce sanığa verdikleri vekaletnameyi fesetmeyi de unuttukları, bunu fırsat bilen sanığın katılan ...'e ait 18 numaralı daireyi Murat İnan adlı şahsa, katılan ...'a ait 2 adet daireyi de bu vekaletnameyi kullanarak tapuda 3. Şahıslara sattığının iddia olunduğu somut olayda;katılanlar ve sanık arasındaki uyuşmazlığın hukuki ihtilaf mahiyetinde olduğu anlaşılmakla, dolandırıcılık suçunun yasal unsurları oluşmadığından verilen beraat kararında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yargıtay 15. Ceza Dairesi, E. 2012/1539, K. 2013/14711, 2 Ekim 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama