KÜNYE
15. Ceza Dairesi 2012/19442 E., 2014/11969 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 16 Haziran 2014
- Mahkemesi
- Asliye Ceza Mahkemesi
- Suç
- Dolandırıcılık
- Hüküm
- Mahkumiyet
Karar Metni
405 kelime·2 dk okuma
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır.
Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanığın daha önce Antalya barosu avukatı iken, Antalya Barosu Yönetim Kurulunun 31.01.2007 tarihli kararı ile barodan kaydının silindiği, kararın 20.02.2007 tarihinde sanığa tebliğ edildiği, ancak sonrasında katılanın, eşine ait taşınmazın kirasının ödenmemesi nedeniyle kira bedelini tahsil ettirebilmek amacıyla avukat zannettiği sanık ile görüştüğü, sanığın kendisini avukat olarak tanıttığı, gereken hukuki yardımı yapacağını söylediği, müştekiden, avukatlık parası, masraf ve icra parası adı altında 1140 TL aldığı, katılanın yurt dışında yaşayan eşinin konsolosluk aracılığıyla sanığa yetki veren vekaletname düzenleterek gönderdiği,
daha sonra katılanın, sanığın büro olarak kullandığı işyerine geldiğinde, sanığın kira bedelinin 2000 TL’lik bir kısmını tahsil ettiğini söylediği ancak tahsil ettiği parayı katılana vermediği, sanığın kendisini oyaladığının farkına varan katılanın yaptığı araştırmada sanığın barodan kaydının silindiğini öğrendiği, sanığın bu şekilde üzerlerine atılı suçu işlediğinin iddia edildiği olayda, sanık ve katılan beyanları ile tüm dosya kapsamına göre atılı suçun sanık tarafından işlendiği anlaşılmakla hakkında verilen mahkumiyet kararında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, Ancak;
Hapis cezası alt sınırdan tayin edildiği halde adli para cezası belirlenirken yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeyle tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılması suretiyle belirlenerek sanığa fazla ceza tayini,
Yargıtay 15. Ceza Dairesi, E. 2012/19442, K. 2014/11969, 16 Haziran 2014 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama