KÜNYE
(Kapatılan)15. Ceza Dairesi 2012/665 E., 2013/14664 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 2 Ekim 2013
- Mahkemesi
- Asliye Ceza Mahkemesi
- Suç
- Dolandırıcılık (değişen suç vasfına göre hırsızlık), güveni kötüye kullanma
- Hüküm
- Mahkumiyet, beraat
Karar Metni
425 kelime·2 dk okuma
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Şikayetçinin, istinabe yoluyla alınan ifadesinde katılma talebinde bulunmasına rağmen bir karar verilmemiş ise de, katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunan şikayetçinin 5271 sayılı CMK'nın 260/1. maddesine göre, hükmü temyize hakkı bulunduğu belirlenerek yapılan incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; failin bir malın zilyedi olması, malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi, failin kendisine verilen malı, veriliş gayesinin dışında, zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması, rehnetmesi tüketmesi, değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkar etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hırsızlık suçunda ise; menkul bir malın, sahibinin rızası dışında alınması, mal üzerinde mağdurun zilyetliğine son verilmesi, mağdurun suç konusu eşya üzerindeki zilyetlikten ... tasarruf haklarını kullanmasının olanaksız hale gelmesi söz konusudur.
Somut olayda; şikayetçinin bir yakınını ziyaret etmek amacı ile ...
M Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'na geldiği, sanık ...'ın da aynı cezaevinde bulunan bir arkadaşını ziyaret amacı ile geldiği, ziyaret saatinden önce bekleme salonunda sanık ile şikayetçinin bir süre oturup muhabbet ettikleri, infaz koruma memuru olan sanık ...'nın ise ziyaret günlerinde kantin görevlisi olarak çalıştığı, şikayetçinin girişte içeriye sokulması yasak olan cep telefonunu bırakması gerektiği, ancak bu eşyaları teslim almakla görevli memurun yerinde bulunmaması üzerine cep telefonunu kantinde bulunan sanık ...'ya bıraktığı, bir süre sonra sanık ...'nın yanına gelen diğer sanık ...'ın, şikayetçiyle birlikte geldiklerini,
arkadaşı olduğunu, telefonla görüşme yapması gerektiğini söyleyerek şikayetçiye ait cep telefonunu aldığı ve cezaevinden uzaklaştıktan sonra sattığı sabit olmakla, sanık ... açısından hırsızlık suçunun oluştuğuna dair kabulde; sanık ... açısından ise unsurları itibariyle oluşmayan güveni kötüye kullanma suçundan verilen beraat kararında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yargıtay 15. Ceza Dairesi, E. 2012/665, K. 2013/14664, 2 Ekim 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama