KÜNYE
15. Ceza Dairesi 2013/11675 E., 2015/24939 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 6 Mayıs 2015
- Mahkemesi
- Asliye Ceza Mahkemesi
- Suç
- Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma
- Hüküm
- Mahkumiyet
Karar Metni
464 kelime·2 dk okuma
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Gerekçeli karar başlığında ismi ve sıfatı gösterilmemiş olan katılan ...'un isminin ve sıfatının mahallinde gerekçeli karara eklenmesi mümkün görülmüştür.
Vekilinin katılma talebi hakkında mahkemece olumlu veya olumsuz bir karar verilmemiş olan ve gerekçeli karar başlığına sıfatı "Katılan" olarak sehven yazılmış olan müşteki . .. ve San. .'nin gerekçeli karardaki sıfatının mahallinde "Müşteki" olarak düzeltilmesi mümkün görülmüştür.
1) Av. ...'ın sanık müdafii sıfatıyla yapmış olduğu temyiz isteği yönünden yapılan incelemede;
Her ne kadar Av. ... sanık müdafii sıfatıyla temyiz talebinde bulunmuş ise de; sanık tarafından verilmiş vekaletnamesinin bulunmaması, sanık ile birlikte müdafii sıfatıyla duruşmalara katılmamış olması ve Baro'ca da sanık müdafii olarak görevlendirilmemiş olması nedenleriyle, sanık adına temyiz yetkisi bulunmayan Av....'ın temyiz inceleme isteğinin 5320 sayılı Yasanın 8/1. ve CMUK’nın 317. maddesi uyarınca REDDİNE,
2) Sanığın temyiz isteği yönünden yapılan incelemede:
Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; failin bir malın zilyedi olması, malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi, failin kendisine verilen malı, veriliş gayesinin dışında, zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması,rehnetmesi tüketmesi, değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkar etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Somut olayda; sanığın şikayetçi şirkette satış elemanı olarak çalıştığı, hesaplarını kapatmaması üzerine şirket tarafından yapılan incelemede, şirket adına düzenlenen senet bedellerini kendisi tahsil ettiği halde, ücreti şirket yetkililerine vermeyip mal edindiği, buna ilişkin toplam şirket zararının 8.435,23 TL tuttuğu ve dosya arasında mevcut tutanak kapsamına göre sanığın 26/06/2007 tarihli şirkete vermiş olduğu, imzalı beyanı ile suçunu ikrar ettiği ve kendisine teslim edilen malların bedelini zimmetine geçirdiğini açıkça itiraf ettiği, böylelikle üzerine atılı müsnet suçu işlediğine yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Adli sicil kaydına göre daha önce kasıtlı bir suçtan üç aydan fazla hapis cezasına mahkum olan sanık hakkında hükmolunan cezanın 5237 sayılı TCK'nın 51/1-a. maddesi gereğince ertelenmeside yasal engel bulunduğunun gözetilmemesi, aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Sanık hakkında hükmedilen adli para cezasının paraya çevrilmesi ve taksitlendirilmesi sırasında uygulanan TCK’nın 52/2 ve 52/4. maddelerinin gösterilmemesi suretiyle, CMK’nın 232/6. maddesine aykırılık oluşturulması ve taksit aralığının gösterilmemesi,
Yargıtay 15. Ceza Dairesi, E. 2013/11675, K. 2015/24939, 6 Mayıs 2015 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama