KÜNYE
15. Ceza Dairesi 2013/11873 E., 2015/25229 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 11 Mayıs 2015
- Mahkemesi
- Asliye Ceza Mahkemesi
- Suç
- Dolandırıcılık
- Hüküm
- Mahkumiyet
Karar Metni
423 kelime·2 dk okuma
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Şikayetçi ...ın olay tanığı ...'dan ...
Broadway marka ... plakalı aracı satın alıp bir süre kullandıktan sonra parasının ödeyemeyeceğini anlayınca aracı tanık ...'e iade etmek istediği, suç tarihinde İstanbul'da olduğu anlaşılan tanığın uzaktan akrabası olan sanık ...'ı arayarak arabayı alıp annesinin evine bırakmasını istediği, arabayı almak için şikayetçinin yanına giden sanığın arabayı almak için geldiğini söyleyip arabanın devri için kendisine vekaletname vermesini de istediği, sanki ... ile görüşüyormuş gibi bir başka şahısla telefon ile görüştüğü, ...’in konuşmak istediğini söyleyip telefonu konuşması için şikayetçiye verdiği,
karşı taraftaki kişinin şikayetçiye "noterden vekaletname ver ... aracı bana getirecek" dediği, bunun üzerine şikayetçinin 11/01/2010 tarihinde sanığa.... Noterliği’nden araç satımına dair vekaletname verdiği, sanığın bu vekaletname ile aracı ... isimli şahsa satarak kendisine haksız menfaat temin ettiği iddia ve kabul edilen olayda; dolandırıcılık suçunun oluştuğuna dair kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak; TCK’nın 53.maddesinin 3.fıkrası uyarınca 53/1-c bendindeki “velayet hakkından; vesayet ve kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan yoksunluğun” sadece sanığın kendi altsoyu yönünden koşullu salıverme tarihine kadar süreceği, altsoyu haricindekiler yönünden ise yoksunluğun hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar devam edeceği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu aykırılık aynı Kanunun 322. maddesi gereğince yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hüküm fıkrasında yer alan.
Yargıtay 15. Ceza Dairesi, E. 2013/11873, K. 2015/25229, 11 Mayıs 2015 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama