KÜNYE
15. Ceza Dairesi 2013/27999 E., 2016/3085 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 6 Nisan 2016
- Mahkemesi
- Asliye Ceza Mahkemesi
- Suç
- Dolandırıcılık
Karar Metni
312 kelime·2 dk okuma
Sanığın dolandırıcılık suçundan mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık ve Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Sanığın birleşen 2011/330 esas sayılı dosya yönünden .....'e karşı işlediği iddia edilen dolandırıcılık suçu yönünden karar verilmediğinden zamanaşımı süresi içerisinde karar verilmesi mümkün görülmüştür.
Sanığın müştekiyi arayarak kendini polis olarak tanıttığı, .... bankasındaki hesabına ait bilgilerinin başka şahıslar tarafından ele geçirildiğini, hesabındaki parayı çekmeye çalıştıklarını, .... bankasına giderek parasını çekmesini ve parayı vereceği hesap numarasına yatırmasını, bir gün sonra parasını 2 katı olarak çekebileceğini, hesap bilgilerinin çalan şahıslarında bu şekilde yakalanabileceğini müştekiye söylediği, müştekinin de bu sözlere inanarak 10.956 TL parayı sanığın belirtmiş olduğu hesaba havale ettiği olayda dolandırıcılık suçunu işlediğine yönelik mahkemenin kabulünde isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık ve Cumhuriyet savcısının temyiz itirazlarının reddine, ancak;
5237 sayılı TCK'nın 53. maddesinin 1. fıkrasının c bendinde yer alan haklardan, sadece kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlığa ait bir hizmetten bulunmaktan yoksun bırakılmaya ilişkin hak yoksunluğunun aynı maddenin 3. fıkrasına göre koşullu salıverilme tarihinden itibaren uygulanmayacağı gözetilmeden, alt soyu dışındaki kişileri de kapsayacak şekilde 53/1-c maddesi gereğince güvenlik tedbirlerinin uygulanmasına hükmedilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ve Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanun'un 8. Maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK'un 321. maddesi gereğince BOZULMASINA; fakat, bu aykırılığın yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun'un 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasından, 5237 sayılı Kanun'un 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün tamamen çıkartılıp yerine, "5237 sayılı TCK'nın 53. maddenin 3. fıkrası uyarınca, 1. fıkranın c bendinde yer alan, kendi alt soyu üzerindeki velayet,
Yargıtay 15. Ceza Dairesi, E. 2013/27999, K. 2016/3085, 6 Nisan 2016 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama