KÜNYE
15. Ceza Dairesi 2013/5276 E., 2014/21592 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 18 Aralık 2014
- Mahkemesi
- Asliye Ceza Mahkemesi
- Suç
- Dolandırıcılık
- Hüküm
- Mahkumiyet
Karar Metni
509 kelime·3 dk okuma
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır.
Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli,olayın özelliği,fiille olan ilişkisi,mağdurun durumu,kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanık ...'nın, 2005 yılının aralık ayında katılan ...'a kendisini ... olarak tanıttığı, akabinde katılanın işsiz olduğunu öğrenmesi üzerine cep telefonuyla... isimli bir şahsı arayarak katılandan bahsedip nasıl yardımcı olabileceğini sorduğu, daha sonra katılana KTÜ'de sözleşmeli güvenlik görevlisi olarak çalışıp çalışamayacağını sorduğu, katılanın da çalışmak istediğini söylemesi üzerine bir takım belgeleri hazırlamasını söyleyerek masraf adı altında değişik tarihlerde katılandan toplam 633 TL para aldığı, ancak katılanı herhangi bir işe aldıramadığı gibi almış olduğu paraları da iade etmediği,
sanığın 2005 yılının ekim ayı içinde katılan ... ile karşılaştığında yine kendisini ... olarak tanıttığı, bilahare katılanın işsiz olduğunu öğrenmesi üzerine Fatih Eğitim Fakültesinde işe aldırabileceğini söyleyerek katılandan bir takım evraklar ile masraf adı altında toplam 625 TL para aldığı, ancak katılanı bir işe aldıramadığı ve almış olduğu paraları geri vermediği, yine sanığın 2006 yılı şubat ayı içinde katılan ...'a kendisini ... olarak tanıttığı, daha sonra kendisini Fatih Devlet Hastahanesinde işe sokabileceğini söyleyerek katılandan bir takım belgelerle toplam 360 TL para aldığı,
ancak katılanı belirttiği işe aldıramadığı gibi almış olduğu paraları da geri vermediği, bu şekilde sanığın hileli hareketlerle haksız menfaat temin ederek üzerine atılı dolandırıcılık suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda, sanık savunması, katılan ile tanık ifadesi ve tüm dosya kapsamına göre suçun sanık tarafından işlendiği sabit olmakla bu gerekçelere dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Sanığın, 5237 sayılı TCK'nın 43/1 maddesi kapsamında, aynı suç işleme kararıyla kanunun aynı hükmünü birden fazla ihlal ederek , değişik zamanlarda katılanlardan birden fazla kez menfaat temin etmiş olması karşısında, zincirleme suç hükümlerinin uygulanmayarak eksik ceza tayin edilmesi hususu aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,ancak;
Hapis cezası alt sınırdan tayin edildiği halde adli para cezası belirlenirken yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeyle tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılması suretiyle belirlenerek sanığa fazla ceza tayini,
Yargıtay 15. Ceza Dairesi, E. 2013/5276, K. 2014/21592, 18 Aralık 2014 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama