KÜNYE
15. Ceza Dairesi 2014/9161 E., 2015/23046 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 6 Nisan 2015
- Mahkemesi
- Asliye Ceza Mahkemesi
- Suç
- Nitelikli hırsızlık, nitelikli mala zarar verme
- Hüküm
- Beraat
Karar Metni
341 kelime·2 dk okuma
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan,söz konusu suç,seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma,yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma,suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
Suça sürüklenen çocuğun, Telekomünikasyon'a ait binanın giriş kapısını zorlayıp pencere camını da kırarak içeri girdiği ve içerden kuruma ait kabloları çalmak suretiyle kamu kurumuna ait eşya hakkında hırsızlık ve kamu malına zarar verme suçlarını işlediğinin iddia edildiği olayda, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 31/03/2009 tarih ve 2008/6-256 Esas ve 2009/79 Karar sayılı kararında da vurgulandığı üzere, ceza yargılamasının en önemli ilkelerinden biri olan “şüpheden sanık yararlanır” kuralı uyarınca, sanığın bir suçtan cezalandırılmasının temel koşulunun, suçun kuşkuya yer vermeyen bir kesinlikle ispat edilmesine bağlı olduğu,
gerçekleşme şekli kuşkulu ve tam olarak aydınlatılmamış olan olaylar ve iddiaların, sanıkların aleyhine yorumlanarak mahkumiyet hükmü kurulamayacağı, ceza mahkumiyetinin, yargılama sürecinde toplanan kanıtların bir kısmına dayanarak ve diğer bir kısmı gözardı edilerek ulaşılan ihtimali kanıya değil, kesin ve açık bir ispata dayanması gerektiği, bu ispatın, hiçbir kuşku ve başka bir türlü oluşa olanak vermeyecek açıklıkta olması gerektiği, yüksek de olsa bir olasılığa dayanılarak sanığı cezalandırmanın, ceza yargılamasının en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan, varsayıma dayalı olarak hüküm vermek anlamına geleceği dikkate alınarak;
somut olayda, suça sürüklenen çocuğun aşamalarda değişmeyen ifadesinde suçlamaları kabul etmediği, suçun çocuk tarafından işlendiğine dair mahkumiyete yeter kesin ve inandırıcı bir delil de bulunmadığının anlaşılması karşısında, bu gerekçelere dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Yargıtay 15. Ceza Dairesi, E. 2014/9161, K. 2015/23046, 6 Nisan 2015 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama