İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /15. Ceza Dairesi

YARGITAY · 15. CEZA DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 15. Ceza Dairesi E.2020/2410 K.2020/9309

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesi'nin 16/12/2016 tarih 2016/211 Esas 2016/163 Karar sayılı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararının temyizi üzerine Dairemizce 08/11/2017 tarih, E;2017/25967, K;2017/22834 sayılı olarak bozulmasına…

Esas2020/2410Karar2020/9309Tarih5 Ekim 2020Okuma6 dk · 1.296 kelime

KÜNYE

15. Ceza Dairesi 2020/2410 E., 2020/9309 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
5 Ekim 2020
Mahkemesi
Ceza Dairesi
Suç
Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma
Hüküm
Direnme, istinaf başvurusunun esastan reddi
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.296 kelime·6 dk okuma

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesi'nin 16/12/2016 tarih 2016/211 Esas 2016/163 Karar sayılı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararının temyizi üzerine Dairemizce 08/11/2017 tarih, E;2017/25967, K;2017/22834 sayılı olarak bozulmasına karar verildiği, bozma sonrası Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesi'nce yapılan yargılama sonucunda 23/01/2018 tarih, E;2017/2692, K;2018/70 sayı ile önceki kararda direnilmesine ve istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği, söz konusu karar sanık müdafii tarafından temyiz edilmekle dosya incelendi gereği düşünüldü;

Sanığa yüklenen ve TCK'nın 155/2 maddesinde düzenlenip yaptırıma bağlanan hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçu ile ilgili 24/10/2019 tarih ve 30928 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanun'un 26. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK'nın 253. ve 254. maddeleri gereğince uzlaştırma işlemleri yapılmasından sonra sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,

Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu sebeple yerinde görülmüş olduğundan hükmün 5271 sayılı CMK'nın 302/2-4 maddeleri uyarınca sair hususlar incelenmeksizin BOZULMASINA, dosyanın gereği için Ankara 36. Asliye Ceza Mahkemesi'ne; kararın bir örneğinin de Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesi'ne iletilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na TEVDİİNE, 05/10/2020 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.

(Karşı Oy)

Karşı oy; Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesi'nin 16/12/2016 tarih 2016/211 Esas 2016/163 Karar sayılı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararının temyizi üzerine Dairemizin 08/11/2017 tarih, 2017/25967 Esas, 2017/22834 Karar sayılı kararında;

“Sanık müdafinin 04.10.2016 tarihli celsede, elindeki belgelerin yerinde incelenerek bilirkişi raporu alınması talebinde bulunması, temyiz aşamasında da bir kısım ödeme makbuzları sunması karşısında; gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde tespiti bakımından sanığa makul bir süre verilerek elindeki tüm belge ve makbuzları sunmasının istenmesi, dosyaya sunulan makbuzlar da dikkate alınarak ilgili suç dönemine ait defter ve kayıtlar, banka hesapları temin edildikten sonra,

varsa olaya ilişkin bilgi ve görgüsü olanların beyanları alınıp, iddia edilen açığın ehil bilirkişisine incelettirilerek alınacak rapor sonrasında, tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre, sanığın hukuki durumunun tayin ve takdirinin gerektiğinin gözetilmeyerek, eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm verilmesi,” şeklindeki gerekçeyle bozulmasına karar verilmiştir.

Bozma üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesi'nce yapılan yargılama sonucunda 23/01/2018 tarih, 2017/2692 Esas 2018/70 karar sayılı kararında;

“İlk derece mahkemesince.

"Sanık savunması, belgeler, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, sanığın 1994-2014 tarihleri arasında 20 yıl süreyle Karadeniz apartmanı yöneticiliğini yaptığı, bu süre içerisinde apartmana ait gelirleri kendisine mal etmek suretiyle hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu işlediği iddiasıyla cezalandırılması talep edildiği, her ne kadar sanık savunmasında; suçlamayı kabul etmediğini, kesinlikle yöneticiliğini yaptığı apartmanın gelirlerini kendisine mal etmediğini beyan etmiş ise de, dosyaya sunulan bilirkişi raporunda;

apartmana ait 2005 yılından 31/12/2014 tarihine kadar olan kayıtların yer aldığı işletme defteri incelendiğinde, sanığın 1996 yılından 31/12/2014 tarihine kadar tek bir işletme defteri kullanıp tüm apartmanın gider ve gelirlerini kendi el yazısı ile yazdığı, söz konusu işletme defterinin 2005 yılından 31/12/2014 tarihine kadar ki dönemlerinin sarf evrakları ile birlikte incelenmesinden; hiç bir ay veya yılın gider ve gelirlerinin defter kayıtlarıyla aynı olmadığı, sağlıklı muhasebe tutulmadığı gibi tüm aylar-yılların gider gelirlerine ilişkin kayıtlarının hiç birisinin kayıt nizamına göre yapılmadığı,

bazen fatura, belge veya gider pusulalarını toptan istediği yılın ayına işlediği, 2005, 2006'ya, 2006-2007-2008-2009-2010 yıllarını 2 yılı toplayarak bir önceki yıla toptan yazıldığı, yıllar itibariyle gelir-gider toplam döküm cetveli incelendiğinde, 2005/2014 tarihleri arasında toplam 39.921,68 TL fark bulunduğu, tüm işletme hesabı defteri işlenen sayfalarda silinti, kazıntı yapıldığı, böylece 2005 yılından 31/12/2014 tarihine kadar işletme sayfa suretleri incelendiğinde, nasıl bir kayıt yapıldığının tespit edilemediği veya anlaşılamadığı,

söz konusu tarihler arasında giderler gelirlerden 39.921,68 TL az olduğuna göre bu miktarın kasada veya eski yönetici emanetinde olması gerektiği ancak bulunmadığı, hesapların tutması için bir takım silinti, karalamaların yapıldığı, 23/05/2011 tarihli temizlik giderine ait 6.850 TL gider pusulasının sonradan düzenlendiği, harcanan tüm gider pusulaları ile para makbuzlarının usulüne göre işlenmediği, apartmana ait baz istasyonu verici ile ilgili Telsim (Vodafone) GSM şirketiyle yapılan sözleşmeye göre, bu şirket tarafından apartman yönetimi hesabına yatırılan tüm kira gelirlerinin sanık tarafından bankadan çekildiği,

çekilen paraların bir kısmının işletme defterine işlendiği, ancak bir kısmının işlenmediği, toplam 151.444,03 TL olan bu kira gelirinin apartman genel kurulu tarafından aksi karar olmadıkça kat maliklerine dağıtılması gerekirken, sanık tarafından dağıtılmadığı, tüm bu nedenlerle sanığın görevini kötüye kullanarak menfaat temin ettiği, kat maliklerine zarar verdiğinin açıklandığı,

20 yıllık bir süre aynı apartmanın yöneticiliğini maaşlı olarak yapan ve oldukça tecrübeli olan sanığın bilirkişi raporunda yazılı olan usulsüzlükleri acemilik, bilinçsizlik ve bilgisizlik nedeniyle yapabileceğinin düşünülmesinin hayatın olağan akışını aykırı bulunduğu,

sanığın görevini yaparken kasıtlı olarak kendisine menfaat temini amacıyla bilerek usulsüzlük yaptığının kabulü gerektiği, her ne kadar sanık vekili savunmalarında, müvekkilinin evinde bir çok klasör olduğunu, bu klasörlerin mahkemeye getirilmesinin oldukça zor ve zahmetli olduğunu, bu nedenle yeniden sanığın evindeki klasörler üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasını talep etmiş ise de, üzerinde inceleme yapılan işletme defteri ve belgeler üzerinde, verilen bilirkişi raporuna göre, sanığın üzerine atılı suçu işlediği sabit olduğundan,

içeriğinin ne olduğu bilinmeyen bir takım klasörlerin sanığın evinde bulunduğu iddiasıyla yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılmasının davanın gereksiz yere uzamasına sebebiyet vereceği kanaatine varıldığından, sanık vekilinin bu konudaki talebinin reddine karar verilerek,

sanığın sabit olan atılı suçtan mahkumiyetine karar vermek gerekmiştir." gerekçesiyle, toplanan tüm delilleri duruşmada edindiği kanaate göre değerlendirip sübuta yeterli gören Mahkemenin kabulünde ve "...suçun işleniş biçimi, failin güttüğü amaç ve saik ile meydana gelen zararın ağırlığı" nazara alınarak yüklenen "hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma" suçundan temel ceza belirlenirken alt sınırdan ayrılmak suretiyle TCK'nın 155/2, 43/1, 62, 52/2 ve 53 maddeleri uyarınca neticeten sanığın 6 yıl 3 ay hapis ve 45.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına,

adli para cezasının 24 eşit taksitte tahsiline ve hak yoksunlukları uygulanmasına ilişkin takdirinde bir isabetsizlik görülmediğinden, dolayısıyla, bu kararın istinafı üzerine Dairemizce dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda verilen istinaf başvurusunun esastan reddine dair 16.12.2016 gün 2016/211 Esas-2016/163 Karar sayılı kararımızda da bir hukuka aykırılık bulunmadığı kanaatine varılmış, ayrıca;

5271 sayılı CMK'nın 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklindeki emredici düzenlenmeler karşısında; Yüksek Yargıtay tarafından sadece hukukilik denetimi yapılabileceğinden, eksik inceleme ile hüküm kurulduğundan bahisle verilen bozma kararında da hukuka uyarlık bulunmaması nedeniyle Yüksek Yargıtay 15. Ceza Dairesinin 08.11.2017 gün ve 2017/25967 Esas, 2017/22834 Karar sayılı bozma ilamına uyulmayarak anılan kararımızda direnilmesine” şeklinde karar verilmiştir.

Bu karara karşı temyiz başvurusunda bulunulması üzerine Dairemiz tarafından direnme konusu olan ve ön mesele olarak tartışılması gereken direnme hususunda bir karar verilmeden “ Sanığa yüklenen ve TCK'nın 155/2 maddesinde düzenlenen hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçu nedeniyle, 24/10/2019 tarih ve 30928 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanun'un 26. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK'nın 253. ve 254. maddeleri gereğince uzlaştırma işlemleri yapılmasından sonra sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması” şeklindeki gerekçeyle bozulmasına karar verilmiştir.

CMK’nın 307. ve CMUK’un 326. maddelerinde, ilk derece mahkemesince verilen hükmün Yargıtay’ da bozulması halinde davaya yeniden bakacak olan mahkemenin yapacağı işlemler düzenlenmiştir. İlgili maddeler uyarınca; Yargıtay’dan verilen bozma kararı üzerine davaya yeniden bakacak bölge adliye veya ilk derece mahkemesi, ilgililere bozmaya karşı diyeceklerini soracak ve nihayetinde direnme kararı verdiğinde bozulmakla önceki hüküm tamamen ortadan kalkacağından 5271 sayılı CMK’nın 230, 231, 232 ve 309. maddeleri gereğince kararın özgünlüğüne dokunmadan yeni bir hüküm kuracaktır.

Bölge Adliye Mahkemesi veya ilk derece mahkemesinin bu şekilde verdiği direnme kararı hakkında öncelikle Dairenin inceleme yaparak direnmenin yerinde olup olmadığını incelemesi, yerinde görmez ise Yargıtay Ceza Genel Kurulu’na göndermesi gerekir. Yargıtay CGK, tarafından direnmenin kabule şayan bulunduğu kabul edildiği taktirde Yargıtay Ceza Genel Kurulunca inceleme yapılarak direnme kararının yerinde olup olmadığı hususunda bir değerlendirme yapılarak karar verilmesi gerekmektedir.

İnceleme konusu dosyamızda ise öncelikle direnme hakkında bir karar verilmesi, uygun bulunmadığının kabulü halinde YCG'na gönderilmesi gerekirken bu hususta bir karar vermeden hükmün bozularak ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair sayın çoğunluğun görüşüne katılmamaktayım.

Yargıtay 15. Ceza Dairesi, E. 2020/2410, K. 2020/9309, 5 Ekim 2020 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
15. Ceza Dairesi
Esas No
2020/2410
Karar No
2020/9309
Tarih
5 Ekim 2020

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 7. Ceza Dairesi E.2020/2410 K.2020/13805
  • Yargıtay 18. Ceza Dairesi E.2020/2410 K.2020/22194
  • Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E.2020/2410 K.2020/3727
  • Yargıtay 9. Hukuk Dairesi E.2020/2410 K.2020/10362
  • Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E.2020/2411 K.2020/5546
  • Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E.2020/2411 K.2020/3728

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.