İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /15. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 15. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 15. Hukuk Dairesi E.2006/2673 K.2007/5513

Yukarıda tarih ve numarası yazılı hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiş, davacı vekili tarafından duruşma istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen günde davacı vekili avukat .... ile davalı vekili avukat... Temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği…

Esas2006/2673Karar2007/5513Tarih20 Eylül 2007Okuma6 dk · 1.266 kelime

KÜNYE

(Kapatılan)15. Hukuk Dairesi 2006/2673 E., 2007/5513 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
20 Eylül 2007
Mahkemesi
Asliye Hukuk (Tic.) Hakimliği
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.266 kelime·6 dk okuma·1 bölüm

Yukarıda tarih ve numarası yazılı hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiş, davacı vekili tarafından duruşma istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen günde davacı vekili avukat .... ile davalı vekili avukat... Temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan taraflar avukatları dinlendikten sonra vaktin darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması başka güne bırakılmıştı. Bu kere dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü:

- KARAR -

Taraflar arasında imzalanan 11.11.1998 günlü ve 3188 nolu sözleşme ile ... Hazırlama Ünitesi yap-işlet devret modellerine ilişkin anlaşma yapıldığı, davacının 192.000 ton + %30 roş kromit cevheri, 45.000 ton + %30 jig fındık cevheri ve 120.000 ton + %30 briket roş kromit cevheri olmak üzere her yıl 357.000 tondan 6 yılda toplam 2.142.000 tonluk stok oluşturmayı taahhüt ettiği, bunun karşılığında da davalının davacıya 21.627.000 ABD Doları + KDV ödemeyi kabul ettikleri anlaşılmıştır.

Davacı şirket, işin yapım bölümünün tamamlanmasından sonra, işletme safhasında davalı tarafından yaklaşık on ay süreyle işin askıya alındığını sözleşmenin kendileri açısından çekilmez hale geldiğini ileri sürerek 24.02.2003 tarihinde sözleşmeyi feshetmiş ve açtığı eldeki davada 500.000 USD yatırım bedeli, 300.000 USD zarar ziyan karşılığı ve 200.000 USD kâr mahrumiyeti toplamı 1.000.000 USD.nin 07.03.2003 tarihinden itibaren işleyecek en yüksek banka ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.

Davacı vekillerince verilen 08.12.2003 tarihli dilekçede ise talepler ıslah olunarak 500.000 USD yatırım bedeli ve masraflar 500.000 USD sözleşmenin geçerli olacağına inanılarak başkalarıyla sözleşme yapma fırsatını kaçırılması nedeniyle uğranılan zarar olmak üzere toplam 1.000.000 ABD dolarının tahsili ve teminat mektuplarının iadesi istenmiştir.

Davalı vekili cevabında; davacının tesisi işletmeye 6 ay içinde hazır hale getirdikten sonra 66 ay süreyle işleteceğini ve sonunda bedelsiz olarak davalıya devir edeceğini, çalışılamayan sürelerin işletme süresine ilave olunacağını, fesih halinde yatırım bedelinin davacıya ödeneceğine dair sözleşmede hüküm bulunmadığını, akdi fesheden davacının kâr kaybı talep edemeyeceğini, tesislerin, makine ve ekipmanların teslim alındığı haliyle geri verilmesi zamanında çıkabilecek farkların teminatlardan kesileceğini savunarak davanın reddini istemiştir.

Mahkemece toplanan delillere ve alınan bilirkişiler kurulu raporuna dayanılarak; davacının sözleşmeyi imzaladığı tarihten sonra 23.11.1998’de iş yerinin kendisine teslim olunduğu imalât ve inşaat döneminin 70 günlük ilave süreyle yerine getirilip işletmeye başlandığı, ancak davalı şirketin 29.06.2001 gün ve 21/14 sayılı yönetim kurulu kararıyla ferro krom üretimi için gerekli olan kok kömürünün olmaması nedeniyle işin 01.07.2001 tarihi itibariyle bir ay süreyle durdurulduğu,

bu arada özelleştirme yüksek kurulunca 15.10.2002 tarihinden itibaren işin 6 ay daha durdurma faaliyetlerinin uzatıldığı ve bunun üzerine akdin davacı tarafından feshedildiği, işin davalının içinde bulunduğu finansman sıkıntısından dolayı 01.07.2001 ilâ 30.04.2002 tarihleri arasında durdurulduğu bu süre içindeki durdurmalardan dolayı davalının kusurlu bulunduğu,

davacının akdi fesihte haklı görüldüğü kabul edilerek ve davacının akitten döndüğü ve bu durumda tarafların sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca işin tasfiyesi gerektiği, alacaklı davacı sözleşme yapmasaydı sözleşmeden önceki duruma döneceği gerekçesiyle davanın 2.829.774 $ fiili zararının oluştuğu, menfi zarar kapsamında kaçırılan fırsatta 4.012.861 $ alacağı olduğu kabul edilerek ve taleple bağlı kalınarak her iki kalemden dolayı 500.000 $’ar olmak üzere toplam 1.000.000 $’ın dava tarihinden itibaren dolara bankalarca uygulanan en yüksek ticari banka faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, teminat mektuplarının davacıya iadesine,

fazla hakların saklı tutulmasına karar verilmiştir.

Hüküm taraf vekillerince temyiz edilmektedir.

Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davalıya ait madenin işletilmesi için gerekli alt yapının davacı tarafından hazırlanarak madenin 66 ay süreyle davacı yanca işletilmesi ve süresi sonunda davalıya teslimine ilişkin sözleşmeden kaynaklanmıştır.

Davacı işin yapım bölümünü 70 günlük ek süre sonunda tamamlamış ve maden işletmeye açılmıştır. Dosya kapsamından madenin 22 aylık bir süre davacı tarafından işletildiği anlaşılmaktadır. Ancak, yeterli finansmanın bulunamaması kok kömürünün işletme için gerekli olup temin edilememesi ve daha sonra da özelleştirme idaresince verilen karar doğrultusunda 01.07.2001 tarihi ile akdin davacı tarafından feshedildiği 17.02.2003’e kadar işletme faaliyetinin askıya alındığı anlaşılmaktadır. Davacı bu süreç içerisinde madeni işletememiş sonunda akdi feshetmiştir. Belirtilen süreçte işin durdurulmasında davacıya atfedilecek bir kusur bulunmadığından akdin feshinde davacının haklı davalının ise haksız oldukları tartışmasızdır.

İşin fesihle son bulması nedeniyle de işin tasfiyesi ve tarafların zarar ve ziyanlarının yapılan imâlat için gerekli masrafların kanun ve yanlar arasında imzalanan sözleşmenin mutabık kalınan hükümleri uyarınca ödenmesi gerekir.

Her şeyden önce davacı akdin ifasına güvenerek madenin işletmesi için gerekli yapı, makine, eleman vs. masraflarını (fiilen harcanan) davalıdan talep edebilecektir.

Davacı dava dilekçesinde yatırım bedeli dışında istediği 500.000 USD’yi (300.000 zarar ziyan, 200.000 kâr kaybı) şeklinde açıklamış iken sonradan verdiği ıslah dilekçesinde 500.000 USD’lik ikinci bölüm alacağını sözleşmenin ifasına güvenilerek başkalarıyla sözleşme yapma fırsatının kaçırılmasından kaynaklanan alacak şeklinde nitelendirmiştir.

Gerçekten de BK’nın 106 ve 108’nci maddeleri uyarınca genel kural sözleşmeyi fesheden tarafın kâr kaybı alacağını talep edemeyeceği, bu alacağın müsbet zarar kapsamına girdiğidir. Sözleşmeyi haklı sebeplerle fesheden davacının menfi zarar kapsamına giren zarar kalemlerini alabileceği ortadadır.

Bu zararlar davanın birinci bölümünü oluşturan, altyapı giderleri yani madenin işletilmeye açılabilmesi için davacı tarafından yapılan gerçek harcamalar ile, madenin çalışmasının askıya alındığı tarih ile akdin feshedildiği tarih arasında geçen süre için madende bulundurulan personele ödenen para, makine ve ekipmanların bakım ve onarım gibi masrafları ve madenin heran işletmeye hazır tutulabilmesi için zorunlu bulunan harcamalardır.

Çalışılamayan dönemdeki bu harcamaların hiçbir kesintiye tâbi tutulmadan davacıya ödenmesi gereklidir.

Madenin işletmeye açılabilmesi için gerekli yapım giderlerine gelince; davacı madeni işletme süresi sonuna kadar çalıştırma imkânına sahip olsaydı, sürenin sonunda alt yapı ve makine ve sözleşmede belirlenen değerlerini bedelsiz olarak davalıya verecekti. Akit işletme süresinden önce feshedildiği için yapılan bu harcamaların da madenden çıkartılması gereken 2.142.000 ton madenin (davalının eksiltme yetkisi nedeniyle) % 70’ni teşkil eden 1.499.400 tonun davacının akdin feshine kadar ürettiği maden miktarına oranlanması ve bu oran dahilinde alt yapı giderlerinden düşürülmesi gereklidir.

Mahkemece alt yapı giderleriyle ilgili hesaplamada bu hususların nazara alınmamış olması doğru görülmemiştir.

Davacı alacağının ikinci bölümünü (ıslah yoluyla kaçırılan fırsat) adıyla istenen 500.000 USD oluşturmaktadır. Mahkemece bu kısım alacak da kabul edilmiştir. Yukarıda da değinildiği gibi, akdin feshi halinde işin tasfiyesi yapılıp tarafların birbirlerinden olan alacakları belirlenirken öncelikle sözleşmenin yasaya aykırı düşmeyen hükümleri ve yasa maddeleri gözetilmelidir.

Yanlar arasında imzalanan sözleşmenin 13 ve 31’nci maddelerinde iş sahibi davalının tek taraflı olarak akdi bozabileceği ve bu fesih nedeniyle yüklenicinin tazminat isteyemeyeceği kabul edilmiştir. Herhangi bir neden göstermeden idareye tanınan fesih hakkının kullanılması durumunda talep edilemeyecek olan tazminatın davacı yüklenicinin akdi feshetmesi halinde de istenemeyeceği ortadadır.

Davacı sözleşmenin bu hükümlerini kabul etmek suretiyle fesih halinde tazminat istemeyeceğini de benimsemiş olmaktadır. Şüphesiz kâr kaybı alacağı, mahrum kalınan tazminat bu maddelerin kapsamına girdiği gibi başka biriyle sözleşme yapma fırsatının kaçırılması nedeniyle istenen alacağın da kapsama dahil olduğu ortadadır. Sözleşmenin bu hükümlerinin yasanın amir düzenlemelerine aykırı bulunduğu düşünülemez.

Esasen sözleşmenin yürürlüğe girmesinden sonra yasada belirtilen süreler için de bu hükümlerin geçersizliği ileri sürülmemiş ve dava konusu edilmemiştir. Bu nedenlerle davacının sözleşmenin feshi nedeniyle talep edebileceği müsbet veya kaçırılan fırsat adıyla bir zarar istemi sözleşme hükümleri gereğince mümkün görülemez.

O halde mahkemece yapılacak iş alacağın ikinci bölümünü oluşturan 500.000 USD ile ilgili talebin reddine karar vermek, birinci bölüm 500.000 USD’lik alacak ile alakalı olarak da yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda yeniden oluşturulacak bilirkişi kurulundan rapor alınarak davacı alacaklarını fesih tarihi itibariyle hesaplatıp hüküm altına almaktan ibarettir.

Yine teminat mektuplarının iadesi için sözleşmede belirtilen şartlar dikkate alınmalıdır.

Öte yandan mahkemece 3095 sayılı Kanuni faiz ve temerrüt faizine ilişkin kanunun değişik 4/a maddesi uyarınca, yabancı para borcuna sözleşmede daha yüksek akdi veya gecikme faizi kararlaştırılmadığı hallerde Devlet Bankalarının o yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranının uygulanması gerekirken (Dolara bankalarca uygulanan en yüksek ticari banka faizinin) uygulanmasına karar verilmesi de kanuna aykırı bulunmuştur. Karar belirtilen nedenlerle davalı yararına bozulmalıdır.

Davacının temyiz itirazına gelince; mahkemece davalı İdare yararına takdir olunan vekalet ücretinde hataya düşülmesi doğru olmamıştır.

SONUÇ / HÜKÜM

SONUÇ

Yukarıda açıklanan sebeplerle temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün taraflar yararına BOZULMASINA, 500,00’er YTL duruşma vekillik ücretinin taraflardan alınarak karşılıklı olarak diğer tarafa verilmesine, ödedikleri temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden taraflara geri verilmesine, 20.09.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Yargıtay 15. Hukuk Dairesi, E. 2006/2673, K. 2007/5513, 20 Eylül 2007 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
15. Hukuk Dairesi
Esas No
2006/2673
Karar No
2007/5513
Tarih
20 Eylül 2007

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 15. Hukuk Dairesi E.2006/2683 K.2007/5604
  • Yargıtay 15. Hukuk Dairesi E.2006/2700 K.2007/5605
  • Yargıtay 15. Hukuk Dairesi E.2006/2710 K.2007/5511
  • Yargıtay 15. Hukuk Dairesi E.2006/2730 K.2007/5626
  • Yargıtay 15. Hukuk Dairesi E.2006/2732 K.2007/5512
  • Yargıtay 15. Hukuk Dairesi E.2006/2736 K.2007/5730

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.