KÜNYE
(Kapatılan)15. Hukuk Dairesi 2006/467 E., 2006/3355 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 6 Haziran 2006
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Hakimliği
Karar Metni
322 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
- KARAR -
Dava İİK.nun 277 ve devamı maddelerinde tanımlanan tasarrufun iptâli istemine ilişkindir. Yerel mahkemede görülen davanın yapılan yargılaması sonucunda davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafça temyiz edilmiştir. İİK.nun 278/3.1 maddesi uyarınca karı ve koca ile usul ve furu, neseben veya sıhren 3. dereceye kadar (bu derece dahil) hısımlar evlat edinenle evlatlık arasında yapılan ivazlı tasarruflar bağışlama gibi olup, iptale tabidir.
Dava konusu somut olayda, ... Mahallesi, tapunun ada no: 1298, parsel no: 102’de kayıtlı taşınmaz davalıların miras bırakanları ...’ya aittir. ...’ın ölümü ile mirası eşi ... ile çocukları davalılar ... ve ... ile, dava dışı...’ya kalmıştır. ... Noterliğinde 11.11.1987 tarih 14003 sayılı düzenleme şeklinde gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi yapılmış, bu sözleşme gereğince .... babası ....’dan gelen payın satışını diğer davalı kardeşi ... ’ya vaad etmiştir.
Ancak bu satış vaadi sözleşmesi tapuya şerh verilmemiştir. Kişisel hak doğuran bir akit olarak kalmıştır. Bu bakımdan anılan pay açısından tasarrufun 11.11.1987 tarihinde gerçekleştiğini kabul etme olanağı bulunmamaktadır. .... Noterliğinde 30.10.2001 tarih 8337 sayılı olarak düzenlenen miras payı devir sözleşmesi ile İsmail Sucu annesi Muazzez’den gelen payı devretmiştir.
Tapu sicil memurluğu huzurunda 26.11.2001 günü yapılan resmi senetle borçlu İsmail anne ve babasından intikal eden payını mirasçılık belgesindeki hissesi oranında davalı kardeşi ...’e devretmiştir. O halde tasarruf anılan devir tarihinde gerçeklemiş olmaktadır. Bu bakımdan 01.10.2001 borcun doğum tarihine göre, tasarrufun daha sonra yapıldığı anlaşılmaktadır. Yukarıdan beri yapılan açıklamalar çerçevesinde somut olay bir bütün
halinde değerlendirildiğinde tasarrufun iptâli için gerekli yasal şartların oluştuğu açıklık kazanmıştır. Tüm bu yönler gözetilerek davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken kanıtların takdir ve değerlendirilmesinde yanılgıya düşülerek davanın reddi yönünde hüküm kurulması doğru olamamış kararın bozulması uygun bulunmuştur.
Yargıtay 15. Hukuk Dairesi, E. 2006/467, K. 2006/3355, 6 Haziran 2006 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama