KÜNYE
(Kapatılan)15. Hukuk Dairesi 2006/6989 E., 2007/1275 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 28 Şubat 2007
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
476 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Yukarıda tarih ve numarası yazılı hüküm davacı ve davalılardan ... ... ile ... vekillerince temyiz edilmiş, davalı ... vekili tarafından duruşma istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen günde davacı vekili avukat... ile davalı ... vekilleri avukat ... ve avukat..., dahili davalı vekili avukat... .... Diğer davalılar vekilleri gelmediler. Davacı vekilinin temyiz dilekçesininsüresi dışında, davalı ... ... ve ... vekilinin temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan taraflar avukatları dinlendikten sonra eksiklik nedeniyle mahalline iade edilen dosya ikmal edilerek gelmiş olmakla dosyadaki kağıtlar okundu işin gereği konuşulup düşünüldü:
- KARAR -
1-Mahkeme kararı davacı vekiline 13.05.2005 tarihinde tebliğ edilmiş, temyiz dilekçesi ise HUMK.nun 432. maddesinin 1. fıkrası hükmünde öngörülen 15 günlük yasal süre geçirildikten sonra 10.06.2005 tarihinde verilmiştir. Bu nedenle davacı vekilinin temyiz dilekçesinin süre yönünden reddi gerekmiştir.
2-Davalılar ... ve ... ...’in temyizine gelince;
Taraflar arasındaki uyuşmazlık İİK.na dayanan tasarrufun iptâli istemine ilişkindir.
Tasarrufun iptâli davasının dinlenebilmesi için diğer şartların yanında icra takibinin kesinleşmiş olması gerekir. Zira, icra takibi ancak ödeme emrinin borçluya tebliğinden itibaren 7 gün içinde itiraz edilmezse kesinleşir. Borçlu, icra takibine karşı itiraz etmişse, takip kesinleşmez. Şayet borçlunun itirazı üzerine, alacaklı itirazın kaldırılması veya itirazın
iptâli davası açmışsa ortada kesinleşmiş bir icra takibi bulunmayacağından, borçlu hakkında haciz uygulaması da istenemez (İİK. madde 78 vd.). Dolayısıyla geçici aciz vesikası yerine geçecek alacaklıya tasarrufun iptâli davası açma hakkı veren tutanak düzenlenemez (İİK. m. 105) veya kesin aciz vesikası verilemez (İİK. m. 143).
Somut olayda, borçlular hakkında ... 14. İcra Müdürlüğü’nün 1999/32246 sayılı takip dosyası ile icra takibi yapıldığı, takip borçlularına ödeme emrinin 23.10.2000 tarihinde tebliğ edildiği, borçlular vekilinin 25.10.2000 tarihinde icra dosyasına verdiği itiraz dilekçesi ile borca, faize, faiz oranına itiraz ettiği, davacı alacaklı tarafından borçluların itirazının iptâli için 13.11.2000 tarihinde ... 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2000/1376 Esasına kayıtlı olarak dava açıldığı, 29.01.2003 tarihinde davanın kısmen kabulüne karar verildiği, kararın henüz kesinleşmemiş olduğu dosya kapsamındaki belgelerden anlaşılmaktadır.
Davacı alacaklının açtığı itirazın iptâli davasında verilen karar kesinleşmediğinden icra takibinin kesinleştiğinden de sözedilemez. Az yukarıda açıklandığı gibi, kesinleşmiş bir icra takibi bulunmadığından dava şartı oluşmamıştır. Zira tasarrufun iptâli davasının dinlenebilmesinin bir koşulu da icra takibinin kesinleşmiş olmasıdır. Hal böyle olunca mahkemece yapılacak ...; davacı vekiline itirazın iptâli davasının kararının kesinleştirmesi için uygun bir süre verilmesi, verilen süre içinde davacı vekili tarafından kararın kesinleştirilmesi konusunda gerekli işlemler yapılırsa sonucunun beklenmesi, mahkemece verilen sürede itirazın iptâli davasının kararı kesinleştirilmediği takdirde dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmesinden ibarettir.
Mahkemece yukarıda yapılan açıklamalar gözetilmeden yazılı olduğu şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 15. Hukuk Dairesi, E. 2006/6989, K. 2007/1275, 28 Şubat 2007 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama