KÜNYE
(Kapatılan)15. Hukuk Dairesi 2007/6807 E., 2008/6713 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 11 Kasım 2008
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Hakimliği
Karar Metni
440 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
- KARAR -
Dava, vekâletname verdiği davalı gerçek kişiler ile diğer davalı kooperatif arasında yapılan sözleşmelerin geçersizliğinin tesbiti ile, .... Noterliği’nce doğrudan düzenlenen 25.09.1996 tarih ve 40466 yevmiye numaralı; 22.08.2000 tarih ve 30252 yevmiye numaralı sözleşmelerin iptâline karar verilmesi istemlerine ilişkindir.
Mahkemece, tesbit davası ile sözleşmelerin geçersizliğinin istenemeyeceği gerekçe gösterilerek dava reddedilmiş ve verilen karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Davada, ... Noterliği’nce düzenlenen 15.08.1996 gün ve 34728 yevmiye numaralı ve “düzenleme şeklinde vekâletname”nin davacı tarafından davalılar ... ile ...’ye verildiği ve bu vekâletnameye dayalı olarak davalı kooperatifle uyuşmazlık konusu sözleşmelerin yapıldığı; ancak, verilen sınırlı yetkilerin aşılarak ve vekillik görevi kötüye kullanılarak ve bu kapsamda kendi çıkar ve amaçları doğrultusunda hareket edilerek, ana sözleşme ile sağlanan hakların kaybına, davacının zararına ve kooperatifin yükümlülüklerden kurtulmasına sebep oldukları ileri sürülerek, sözleşmelerin davacıyı bağlayıcı olmadığı iddiasıyla iptâli istenmiştir.
Borçlar Kanunu’nun 32. maddesi gereğince; yetkili temsilci tarafından bir kimse adına yapılan sözleşmenin alacak ve borçları, o kimseye geçer, Temsil, hukuki bir işlemden doğmuş ise, yetkinin kapsamı, o işlemle belirlenir (BK.md.33/II). Borçlar Kanunu’nun 38/I. maddesi hükmü gereğince de; bir kimse, yetkisi olmadığı halde başka bir kişi adına bir sözleşme yaparsa, bu kişi sözleşmeyi onaylamadıkça alacaklı veya borçlu olmaz.
Diğer yandan Borçlar Kanunu’nun 390/II. maddesi uyarınca vekil, vekillik verene karşı vekâleti iyi bir şekilde ve özenle yerine getirmekle yükümlüdür. Özetle açıklanan bu hukuksal çerçeve dahilinde davacı isteminin değerlendirilmesi durumunda; vekil olarak davacı tarafından görevlendirilen davalı gerçek kişilerin, kooperatifle anlaşarak davacının yararına aykırı olarak sözleşmeleri yaptıklarının ve vekillerin temsil yetkilerini kötüye kullandıklarının
ileri sürüldüğü ve bu sebeplerle davacının sözleşmelerle bağlı olmadığı ve dolayısıyla iptâllerine karar verilmesinin istendiği sonucuna varılmaktadır. Buna göre dava; “tesbit” davası olmayıp, “eda” davası niteliğinde olmaktadır. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 75. maddesi hükmü ile, 04.06.1958 gün ve 15/6 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı gereğince, maddi olayları açıklamakla taraflar; hukuki niteleme ve uygulanması gereken yasa hükümlerini tesbit edip uygulamakla “hakim” görevlidir. O halde, mahkemece davanın “tesbit davası” olarak nitelendirilmesi doğru olmamıştır.
Mahkemece yapılacak iş; uyuşmazlığın esasına girilerek, taraflarca sunulan delillerin değerlendirilmesi suretiyle; vekillerin temsil yetkisini kötüye kullanıp kullanmadıklarının belirlenmesi ve bu kapsamda vekillerin dış temsil yetkisini, temsil olunan davacının irade beyanına ve çıkarına aykırı biçimde kullanıp kullanmadığının, kooperatifin de Türk Medeni Yasası’nın 3. maddesi anlamında iyi inançlı olup olmadığının saptanması ve varılacak sonuca göre uyuşmazlık hakkında bir karar verilmesinden ibaret olmalıdır.
Açıklanan nedenlerle karar bozulmalıdır.
Yargıtay 15. Hukuk Dairesi, E. 2007/6807, K. 2008/6713, 11 Kasım 2008 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama