KÜNYE
(Kapatılan)15. Hukuk Dairesi 2007/7422 E., 2008/7366 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 15 Aralık 2008
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Hakimliği
Karar Metni
432 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki taraf vekillerince istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
- KARAR -
Asıl ve birleşen dava arsa payı karşılığı inşaat yapım sözleşmesinin feshi, tapu iptâl tescil, yıkılan binanın rayiç değeri ile bu binanın kira gelirinin tahsili istemlerine ilişkindir. Mahkemece fesih ile iptâl ve tescil istemlerinin kabulüne, tazminat taleplerinin kısmen kabulüne dair verilen karar taraf vekillerince temyiz edilmiştir. 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre taraf vekillerinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.
2-BK’nın 108/II. maddesindeki “Bundan başka borçlu kendisine hiçbir kusurun isnat edilemeyeceğini ispat edemezse alacaklı akdin hükümsüzlüğünden mütevellit zararın tazminini de talep edebilir.” şeklindeki hüküm uyarınca sözleşmeyi fesheden arsa sahibi (alacaklı) bu maddeye dayanarak akdin hükümsüzlüğünden doğan zararının giderilmesini de yükleniciden (borçludan) isteyebilir. Dairemizin uygulamaları ve doktrindeki hakim görüşe göre buradaki zarar menfi zarardır.
Menfi zarar da alacaklının sözleşme yaptığı için uğradığı, sözleşme yapmamış olsa idi uğramayacağı zararlardır. Kat karşılığı inşaat yapım sözleşmesinin yüklenicinin kusuru ile feshedilmesi halinde arsadaki evin yıkılması sebebiyle enkaz bedeli değil, kaybedilen şeyin yani binanın objektif değeri ile bu yıkım nedeniyle elde edilemeyen kira geliri menfi zarar olarak talep edilebilir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 27.02.1985 gün 1983/15-74 Esas 1985/254 Karar sayılı ilamı).
Bu durumda mahkemece bilirkişi kurulundan alınacak ek raporla davacıların menfi zararının az yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda tesbit ettirilerek talep de gözönünde tutulmak suretiyle tazminat istemlerinin karara bağlanması gerekirken yanlış değerlendirme ve eksik inceleme sonucu alacak konusunda yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır.
3-Sözleşmeden doğan uyuşmazlıklarda bir alacağa temerrüt faizi yürütülebilmesi için alacaklının usulüne uygun ihtarı ile borçlunun temerrüde düşürülmesi ya da kesin vadede borcun ödenmemiş olması zorunludur (BK’nın 101. maddesi). Eldeki davada, davadan önce dava edilen alacaklarla ilgili davalı usulen temerrüde düşürülmemiştir. Davacılardan Sinan’ın açtığı ve birleştirilen 2006/525 Esas sayılı davada dava kalemleri için ne miktar alacak talep ettiği açıklattırılmamıştır.
Birleşen dosya davacısına bina bedeli ve kira mahrumiyeti ile ilgili dava ve ıslahta talep ettiği miktarlar açıklattırılıp her iki dava yönünden asıl davada istenen ve kabul edilen miktarlar için dava tarihlerinden, ıslahla artırılan kısımlar için ıslah tarihinden faiz uygulanması yerine ayrım yapılmaksızın tüm alacaklara dava tarihinden faiz yürütülmesi de usul ve yasaya aykırı olmuştur.
Belirtilen sebeplerle kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 15. Hukuk Dairesi, E. 2007/7422, K. 2008/7366, 15 Aralık 2008 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama