KÜNYE
(Kapatılan)15. Hukuk Dairesi 2007/7442 E., 2008/6969 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 24 Kasım 2008
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Hakimliği
Karar Metni
615 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Yukarıda tarih ve numarası yazılı hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiş davalı-k.davacı ... vekili tarafından duruşma istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen günde davacı-k.davalı vekili gelmedi. Davalı-k.davacı vekili avukat .... Temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan davalı-k.davacı avukat dinlendikten sonra vaktin darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması başka güne bırakılmıştı. Bu kere dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü:
- KARAR -
Taraflar arasındaki uyuşmazlık 30.12.2004 ve 66534 yevmiye nolu Düzenleme Şeklinde Kat Karşılığı İnşaat Mukavelesi ve Satış Vaadi Sözleşmesinden kaynaklanmıştır. Davacı ... yüklenici, davalı ... ise arsa sahibidir.
Davacı ..., sözleşmedeki paylaşım dışında ayrıca davalı arsa sahibine 250.000 Euro bedel ödendiğini, davalının akdî haksız olarak feshettiğini ileri sürerek 250.000 Euro’nun tahsilini, haksız fesih nedeniyle uğranılan kâr kaybının tahsilini ve 15.000,00 YTL manevi tazminatın ödetilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı arsa sahibi Garip ise karşı davasında, sözleşmenin feshedildiğinin tespitini, bu hususun tapu siciline şerh edilmesini istemiş, mahkemece asıl davada, davalıya ödendiği kabul edilen 250.000 Euro’nun davalı ...’ten tahsiline, fazla istemin reddine, karşı davanın da reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacı ...'in tüm, davalı ve karşı davacı ...'in ise aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.
2-Asıl davada, ödenenin iadesi ve fesih nedeniyle kâr kaybının tahsiline karar verilmesi istenilmek suretiyle sözleşmeden dönülmüştür. Arsa sahibi de, yükleniciye gönderdiği ihtarnamelerle akdî fesh ettiğini bildirmiş, karşı davasında da feshin tespitini talep etmiştir. Bu suretle akdîn feshinde tarafların iradeleri birleşmiş olup, mahkemece akdîn feshedildiğinin tespitine karar verilmesi gerekirken fesih isteminin reddedilmesi doğru olmamıştır. Öte yandan gerek inşaat yapılacak arsanın imar durumunun bulunmaması ve gerekse tarafların arasındaki güven ilişkisinin sarsılması nedeniyle akdîn feshinde tarafların ortak kusurlu bulunduklarına dair mahkeme görüşü yerinde bulunmaktadır. Öyle olunca yüklenicinin diğer taleplerinin reddedilmesi de yerinde olmuştur.
Davalı ...’in hüküm altına alınan 250.000 Euro’luk karara yönelik temyiz itirazlarına gelince; mahkemece 30.12.2004 tarihli sözleşmenin 3. maddesinde, ...’e 02.01.2005’de 100.000 Euro, 02.02.2005’de 75.000 Euro ve 02.03.2005 tarihinde 75.000 Euro’luk senetler verildiği ve bu senetlerin ödenerek, davacı tarafından asıllarının geri alındığı kabul edilerek alacağa hükmedilmiştir.
Gerçekten de bu senetlerin davalı ...’e verildiği sözleşme ile sabittir ve senetlerin geri alındığı ve davacı elinde olduğu anlaşıldığına göre mahkeme kararı kural olarak yerinde bulunmakta ise de, davalı savunmasında sözkonusu senetlerin verilmediğini ve bedelinin ödenmediğini belirtmiştir. Davacı ise dosyada mevcut senetlerin vadesinde ödendiğini, özellikle 03.10.2006 tarihli cevabi ihtarnamesinde kabul etmiştir.
Yani senetlerin vade tarihlerinde ödendikleri ileri sürülmüş ancak bu konuda ödemeye ilişkin bir belge sunulmamıştır. Oysa davalı aynı tarihlerde yurtdışında bulunduğunu ve kendisine bir ödeme yapılmadığını belirtmektedir. Dosyada mevcut davalıya ait pasaport kayıtlarının tetkikinde de, vade tarihlerinde davalının yurtdışında olduğu sadece ilk senedin vade tarihinde Türkiye’de bulunduğu anlaşılmaktadır.
Bu durumda davacının yurtdışında bulunan davalıya bizzat ödeme yaptığına ilişkin iddiası hayatın olağan akışına aykırı düşmektedir.
Bu nedenle mahkemece tarafların HUMK’nın 230 ve devamı maddeleri uyarınca isticvap edilmeleri, ödemelerin ne şekilde yapıldığı ve varsa belgelerinin davacı ...’den istenmesi, gerektiğinde davalı Garib'in davacı ...'e, davacı ...’in de davalı ...’e yemin teklif etme hakkı olduğu da hatırlatılarak sonucuna göre 02.02.2005 vadeli ve 02.03.2005 vadeli senetlerdeki alacağa ilişkin istemin reddine karar verilmelidir.
Mahkemece bu hususlar üzerinde durulmadan yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bozulması uygun bulunmuştur.
Yargıtay 15. Hukuk Dairesi, E. 2007/7442, K. 2008/6969, 24 Kasım 2008 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama