KÜNYE
(Kapatılan)15. Hukuk Dairesi 2008/4101 E., 2009/3989 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 29 Haziran 2009
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
428 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki taraf vekillerince istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
- KARAR -
Dava, kat karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca, öncelikle verilmesi gereken bir adet daire ve bir adet dükkanın kur’a ile tespit edilerek adına tescili, olmadığı takdirde bedellerinin ödenmesine ilişkindir. Davalı cevabında, sözleşmeye uygun miktarda arsa teslimi yapılmadığı gibi imar uygulaması sonucu başka maliklerin de katılması nedeniyle inşaata başlanamadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, kooperatif üyeleri arasında kur’a çekilmesi nedeniyle daire ve dükkanın tapusunun verilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle bedelin tahsiline karar verilmiş, karar taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının temyiz itirazları tümüyle reddedilmelidir.
2-Davacının temyizine gelince; taraflar arasında biçimine uygun düzenlenen sözleşmede, arsa sahiplerine, yapılan dairelerin %39’unun verileceği, kaba inşaat bittikten sonra %39 arsa sahibi, %61 kooperatif nispetine göre kur’a çekileceği, temel atma tarihinden itibaren 36 ay içinde dairelerin teslim edileceği, 2. maddesinde de, davacıya 120 m2 brüt bir adet daire ile proje üzerinden bir dükkan verilmesi kararlaştırılmıştır.
Davacının 26.06.2006 tarihli ihtarına karşılık davalı 28.06.2006 tarihli cevabi ihtarında, imkânsızlıklar sebebiyle sözleşmenin hükümlerinin uygulanamayacağını, haklı nedenlerle sözleşmeyi feshettiğini bildirmiştir. Gerek Belediye cevabından, gerekse mahallinde yapılan bilirkişi incelemesinde imar uygulaması sonucu oluşan parsel üzerine, ruhsat alınarak inşaatın iki blok halinde yapıldığı anlaşılmaktadır.
Kooperatifçe arsa malikleri dahil edilmeksizin 31.03.2002 tarihinde kur’a çekimi yapılmış ise de kat irtifakına göre tapu halen kooperatif adına kayıtlıdır. Bu haliyle davacıya ait, daire ve dükkânın teslimine yasal engel olmadığı ortadadır.
Her ne kadar, bilirkişilerce kur’a çekimi sonucu üyelerin ikâmet ettiği, bu nedenle imkânsızlıktan sözedilmiş ise de; kooperatifin öncelikle davacıya ait bağımsız bölümlerin tapusunu vermesi, sözleşme hükümleri gereğince edimini yerine getirmesi gerekirken, kendi bünyesinde kur’a çekerek tahsis yapılmış olması, edimin ifasına engel hukuki dayanak olarak kabul edilemez. Mahkemenin de, bu yöndeki kabulü ahde vefa kuralına aykırıdır.
O halde yapılması gereken iş, davacıya sözleşme hükümleri gereğince verilmesi gereken bağımsız bölümlerin tespiti hususunda sözleşme hükümlerinin uygulanması, tarafların bu husustaki beyanlarının alınması, gerektiğinde yeniden kur’a çekimi yaptırılarak davacının bağımsız bölümlerinin tesbitiyle isteminin kabulüne karar verilmesinden ibarettir. Bilirkişilerin hukuki dayanaktan yoksun görüşleri ile bağlı kalınarak ifa bedeline hükmedilmesi doğru olmamış, kararın bozulması uygun bulunmuştur.
Yargıtay 15. Hukuk Dairesi, E. 2008/4101, K. 2009/3989, 29 Haziran 2009 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama