KÜNYE
(Kapatılan)15. Hukuk Dairesi 2009/1908 E., 2010/1758 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 29 Mart 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Hakimliği
Karar Metni
515 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
- KARAR -
Dava, bakiye iş bedelinin tahsili istemiyle açılmış; mahkemece, davanın kısmen kabulü ile 625,00 TL alacağın dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline; fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş ve verilen karar, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Davacı, davalı ile yapmış olduğu “sözlü” sözleşme gereğince, davalının “Yenibosna, Merkez Mahallesi, Üzeyirbey Sokak’ta bulunan 34 pafta ve 8382 parsel sayılı olarak tapuya tescilli” taşınmazı üzerine yapılan 6 katlı binanın tuğla-duvar yapımı işini m2’si 5,00 TL bedelle yüklendiğini ve davalının toplam 13.500,00 TL tutarındaki iş bedelini ödemediğini ileri sürerek tahsilini istemiştir.
Davalı, toplam iş bedelinin 13.500,00 TL olmadığını ve duvar örme işinin m2’sini 3,00 TL bedelle yapma hususunda davacıyla anlaştıklarını ve 6.325,00 TL tutarındaki tüm iş bedelinin ödenmiş olduğunu savunmuştur.
Mahkemece, davacı yüklenici tarafından 2.108,34 m2 yüzölçümünde duvar örüldüğünün ve m2 bedelinin 3,00 TL olduğunun ve davalı iş sahibi tarafından 5.700,00 TL ödeme yapıldığının kabulü ile 625,00 TL alacağın davalıdan tahsiline ve fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Tarafların açıklamaları ve toplanan deliller birlikte değerlendirildiğinde; yanlar arasındaki akdî ilişkinin, Borçlar Kanunu’nun 355. maddesi hükmünde tanımlanan bir “sözlü” eser sözleşmesi olduğu sonucuna varılmaktadır. Davacı yüklenici; davalı ise, iş sahibidir.
Borçlar Kanunu’nun 364. maddesi gereğince, yanlarca başkaca bir ödeme şekli kararlaştırılmamış ise; kural olarak, iş bedeli, işin teslimi zamanında istenebilir olur. İşin yapılarak teslim edildiğini ve iş sahibi tarafından da kabul olunduğunu ve iş bedelinin istenebilir olduğunu ve hak edildiğini yüklenici; iş bedelinin tamamen ya da kısmen ödendiğini ya da istenebilir olmadığını ise iş sahibi, yasal delillerle kanıtlamakla ödevlidirler. Toplanan deliller birlikte değerlendirildiğinde; yüklenici davacının, yukarıda belirtilen davalının inşaatının sadece tuğla duvarı işini yaptığı ve işin davalı yanca da kabul edildiği görülmektedir. Buna göre davacının, yapmış olduğu işin hakedilen bedelini davalıdan talep etme hakkının bulunduğunun kabulü gerekmektedir.
Ancak, yanlar arasında iş bedelinin metrekare bedeli üzerinde ve dolayısıyla toplam iş bedeli tutarında uyuşmazlık bulunmaktadır. Borçlar Kanunu’nun 366. maddesi gereğince, yanlarca önceden iş bedelinin kararlaştırılmamış ya da yaklaşık olarak kararlaştırılmış olması durumunda; yapılan iş bedelinin tutarı, uzman bilirkişi aracılığıyla yerinde keşif ve inceleme yaptırılmak suretiyle, işin yapıldığı zamandaki serbest piyasa fiyatlarına göre mahkemece belirlenir. Mahkemece bu hususların gözetilmemesi doğru olmamıştır.
Mahkemece yapılacak iş; yerinde uzman inşaatçı bilirkişi ya da bilirkişi kurulu aracılığıyla keşif ve duvarların tek ölçümü yapılmak suretiyle ve az yukarıda açıklandığı üzere, Borçlar Kanunu’nun 366. maddesi hükmünde öngörülen yasal yönteme uygun şekilde inceleme yaptırılarak, davacının hakettiği iş bedeli tutarının mahkemece belirlenmesi ve davacıya yapılan 5.700,00 TL tutarındaki ödemenin mahsubuyla davacının hakettiği iş bedeli var ise tahsiline karar verilmesinden ibaret olmalıdır.
Açıklanan sebeplerle karar bozulmalıdır.
Yargıtay 15. Hukuk Dairesi, E. 2009/1908, K. 2010/1758, 29 Mart 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama