KÜNYE
(Kapatılan)15. Hukuk Dairesi 2009/5036 E., 2010/374 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 29 Ocak 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk (Ticaret) Mahkemesi
Karar Metni
422 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış, eksiklik nedeniyle mahalline iade edilen dosya ikmal edilerek gelmiş olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
- KARAR -
Dava, 20.12.2000 tarihli sözleşmenin davalı iş sahibince haksız olarak feshedildiği ileri sürülerek yapılan masrafların ve mahrum kalınan kâr kaybının tahsili istemiyle açılmış, mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karar davalı vekilince temyiz edilmiştir. 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle davalı tarafın yeterli ödenek temin edememesi sebebiyle akdin haksız olarak feshedildiğinin kabulünün gerekmesine ve beton santrali için yapılan harcamanın tahsilinde de bir usulsüzlük bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.
2-Akit, davalı tarafın 01.07.2003 tarihli ihtarnamesi ile feshedilmiştir. Fesih nedeni davalı şirketin ödeme güçlüğüne dayandırılmış olup sözleşmenin 4. maddesindeki ödemeye ilişkin hükümler de gözetildiğinde feshin keyfi fesih olarak nitelendirilerek BK’nın 369. maddesinde belirtilen yöntemle her türlü zarar-ziyanın ödetilmesine karar verilmesi doğru olmamıştır.
Bu nedenle davacı yüklenici fesih tarihine kadar yaptığı imalâtın ödenmeyen bedeli ile BK’nın 325. maddesinde açıklanan şekilde hesaplanacak kâr kaybının davalıdan tahsilini isteyebilir. Öncelikle mahrum kalınan kârın istenebilmesi için davacı tarafından yapılan sözleşme giderleri, harç, damga vergisi ve benzeri giderlerin davalıdan tahsili mümkün olmadığından beton santrali için istenen bedel dışındaki harcamaların reddi yerine, kabulü doğru olmamıştır.
Yine bu bedeller hesaplanırken davalı dava tarihinden önce temerrüde düşürülmediği halde işlemiş faiz tutarının masraflara eklenmesi de doğru olmamıştır. Tüm alacak kalemleri açısından işlemiş faiz talebi yerinde değildir.
Öte yandan kâr kaybının hesabında yapılan masrafların kabul edilebilir tutarı üzerinden hesaplama yapılması da doğru değildir.
Fesih nedeniyle davacının mahrum kaldığı kârın tutarı hesaplanırken fesih yüzünden inşa olunamayan 2. ve 3. etapların bedelleri dikkate alınarak mahrum kalınacak kâr hesap ettirilmeli, bu bedelden BK’nın 325. maddesi uyarınca davacı yüklenicinin kalan işi yapmadığından dolayı tasarruf ettiği yahut diğer bir iş ile kazandığı ve kazanmaktan kasden feragat eylediği şeyin mahsubu gerekir.
Ayrıca sözleşmenin 4. maddesinde, yukarıda da belirtildiği üzere ödeme imkânları ve imalâtın devam ettirilmesi hususunda her iki tarafın da zarar görmesinin engellenmesi kabul edilmiş olduğundan belirlenecek kâr kaybı tutarı dikkate alınarak ve iki tarafın durumları da gözetilerek hakkaniyet gereğince bir indirime gidilip gidilmeyeceği de mahkemece takdir olunmalıdır.
Bu hususlar üzerinde durulmadan yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bozulması uygun görülmüştür.
Yargıtay 15. Hukuk Dairesi, E. 2009/5036, K. 2010/374, 29 Ocak 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama