KÜNYE
(Kapatılan)15. Hukuk Dairesi 2009/5170 E., 2009/6549 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 4 Aralık 2009
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
506 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Yukarıda tarih ve numarası yazılı hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiş davacı vekili tarafından duruşma istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen günde davacı vekili Avukat ... ile davalı vekili Avukat ... .... Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan taraflar avukatları dinlendikten sonra eksiklik nedeniyle mahalline iade edilen dosya ikmal edilerek gelmiş olmakla dosyadaki kağıtlar okundu işin gereği konuşulup düşünüldü:
- KARAR -
Dava, ... Buca İlçesi... Mahallesinde kain ve tapunun 5 pafta 138 ada 14 ve 15 numaralı parsellerinde bulunan arsalar üzerinde kat karşılığı inşaat yapımı konusunda düzenlenen sözleşmenin feshi nedeniyle 180.000,00 TL’nin tahsili istemiyle açılmış, mahkemece 132.479,48 TL’nin davalılardan tahsiline dair verilen karar taraf vekillerince temyiz edilmiştir. 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre taraf vekillerinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazlarıNın reddi gerekmiştir.
2-Yanlar arasında imzalanan sözleşmenin 06.06.2006 tarihli ihtarname ile feshedildiği hususunun davacıya bildirimi için notere tevdi olunmuş ise de sözleşmedeki adrese tebliğ edilememiştir. Daha sonra 14.07.2006 tarihinde gönderilen ihtarnamede 14 nolu parsele ilişkin fesih bildiriminde bulunulmuş bu ihtarname davacıya tebliğ edilmiştir.
Sözleşmenin 14. maddesinde sözleşmedeki adreste yapılacak tebligatların geçerli olacağı kabul edildiği gibi davacının feshi haricen öğrendiğini bildirmesi ve 14.07.2006 tarihli ihtarnamenin davacıya tebliğ edilmesi karşısında fesih iradesinin davacıya ulaştığının kabulü zorunludur.
Her iki ihtarnamede fesih için hiçbir nedenin bildirilmemiş olması karşısında davacı alacağının, BK’nın 369. maddesiyle sözleşmenin 8. maddesindeki düzenleme çerçevesinde yani hem müsbet hem de menfi zararların hesaplanarak değerlendirilmesi gerekir. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının 15 parsele yaptığı inşaatın bedeli birim fiyatlara göre hesaplandığı gibi ve hangi yıl birim fiyatlarının esas alındığı da raporda açıklanmamıştır.
Davalının fesih bildirimi üzerine davacının alacak talep ettiği 14.09.2006 dava tarih itibariyle fesih iradeleri birleşmiş olduğundan bilirkişilerden ek rapor alınarak bu tarih itibariyle imalâtın bedeli serbest piyasa rayiçlerine göre hesaplanmalıdır.
Öte yandan sözleşmenin 13. maddesiyle her iki parselde inşaatın yapılıp bitirilmesinden ve müşterek mülkiyet kurulmasının ardından binaların uygun bir şekilde birleştirilmesi suretiyle bir kız öğrenci yurdu haline getirilmesi amaçlanmış ve bunu gerçekleştirmek için 45 gün içerisinde ek bir protokol imzalanacağı belirtilmiştir. Dosya içerisinde böyle bir protokolün imzalandığına dair belge bulunmamaktadır.
Davacının kız öğrenci yurdunun işletilememesinden dolayı mahrum kaldığı kârı isteyebilmesi için öncelikle sözkonusu protokolün imzalanması şarttır. Protokol yapılmamış ise bu tür bir kâr kaybının istenemeyeceği ortadadır.
Protokol imzalanmış ise bu takdirde her iki binanın birleştirilerek kız yurdu haline getirilmesinin imar mevzuatı açısından mümkün olup olmadığı ilgili yerlerden sorulduktan sonra yapımı yasal olarak mümkün ise yurdun yapılamamasından dolayı mahrum kalınan kârın bilirkişilerce hesaplanması ve hüküm altına alınması gerekir. Ek protokolün yapılmamış olması veya yasal olarak yurt inşaatının mümkün olmaması halinde ise yurttan dolayı kâr kaybı istenemeyeceği ortadadır.
Mahkemece bu hususlar üzerinde durulmadan eksik inceleme ve yanlış değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 15. Hukuk Dairesi, E. 2009/5170, K. 2009/6549, 4 Aralık 2009 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama