KÜNYE
15. Hukuk Dairesi 2013/6636 E., 2014/5874 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Ekim 2014
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
632 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen günde davacı vekili Avukat ... ile davalı vekili Avukat ...geldi. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan taraflar avukatları dinlendikten sonra vaktin darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması başka güne bırakılmıştı. Bu kere dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü:
- KARAR -
Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan hakedişlerden kesilen gecikme cezasının iadesi istemiyle girişilen icra takibine vâki itirazın iptâli, takibin devamı ve icra inkâr tazminatının davalıdan tahsili istemlerine ilişkin olup, mahkemece davanın kabulüne dair verilen karar, davalı iş sahibi kurum vekilince temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı iş sahibi kurum vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.
2-Temelinde haksız fiil ya da sebepsiz zenginleşme bulunmayan, sözleşme ilişkisinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda dava tarihi itibariyle olaya uygulanması gereken 818 sayılı mülga Borçlar Kanunu'nun 101/I. maddesi uyarınca temerrüde düşürülmeyen borçludan, alacak için kesin vade belirlenmediği sürece faiz talep edilemez.
Davacı yüklenici, takip tarihinden önce davalı iş sahibini temerrüde düşürmüş değildir. Hakedişlere konulan ihtirazi kayıtlar ve bu konuda verilen dilekçeler de iş sahibi kurumu temerrüde düşürücü nitelikte bir hukuki işlem olarak kabul edilemez. Bu durumda; 818 sayılı mülga Borçlar Kanunu'nun 101/I. maddesi uyarınca davalı iş sahibi icra takibinden önce temerrüde düşürülmediğinden, takip tarihinden itibaren alacağa faiz yürütülmesinin mümkün olduğu ve bu nedenle itirazın sadece asıl alacak yönünden iptâline karar verilmesi gerektiği gözetilmeden takipten öncesi dönem için hesaplanan faiz alacağı yönünden de itirazın iptâline karar verilmesi doğru değildir.
Diğer taraftan, davacı yüklenici hakedişlere itiraz dilekçelerinde, hakedişlerden kesilen gecikme cezalarının miktarlarına da itiraz etmiştir. Mahkemece, miktarın doğru olarak hesaplanıp hesaplanmadığı konusunda da bilirkişilerden rapor alınarak, alacağın var olup olmadığı hususunda inceleme ve araştırma da yapılmak suretiyle alınan rapor dairesinde karar verilmiştir. Bu halde, bilirkişilerce bulunan sonucun idarece yapılan kesinti miktarı ile
aynı olması alacağı likit hale getirmeyeceğinden, ve alacağın miktarı yargılama sonucu belirlendiğinden şartları oluşmayan icra inkâr tazminatı isteminin reddi yerine kabulü de doğru değilse de; bu yanılgıların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün 6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunu'nun geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 438/VII. maddesi uyarınca düzeltilerek onanmasına karar verilmesi gerekmiştir.
Yargıtay 15. Hukuk Dairesi, E. 2013/6636, K. 2014/5874, 20 Ekim 2014 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama