KÜNYE
15. Hukuk Dairesi 2015/5548 E., 2016/1731 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 17 Mart 2016
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
463 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen günde davacı vekili gelmedi. Davalı vekili Avukat ... geldi. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan davalı avukatı dinlendikten sonra vaktin darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması başka güne bırakılmıştı. Bu kere dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü:
- KARAR -
Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan sözleşmenin feshi nedeniyle doğan alacağın tahsili için yürütülen icra takibine itirazın iptâline ilişkindir. Davacı iş sahibi, davalı ise yüklenicidir. Mahkemece yapılan yargılama sonucu davanın kısmen kabulüne dair karar, davalı vekilince yasal süresi içerisinde temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle davacı tarafından davalıya gönderilen 20.06.2011 tarihli sözleşmenin feshine ilişkin ihtarnamenin davalıya usulüne uygun tebliğ edilmemiş olmasına, davacının 25.09.2012 tarihinde başlatılan icra takibinde ödediği bedelin iadesini istemekle fesih iradesinin ödeme emrinin tebliği ile davalıya ulaşmış olmasına, davalının 30.07.2012 tarihli, davacıyı alacaklı temerrüdüne düşüren ihtarının ise takip tarihinden sonra 15.10.2012 tarihinde davacıya tebliğ edilmiş bulunmasına, böylece davalının sözleşmenin ifasında temerrüde düştüğünün ve yeniden süre verilmesinin sonuca etkili olmayacağının anlaşılmasına göre aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Mahkemece icra takip tarihine kadar işlemiş faiz isteminin de kabulüne karar verilmiştir. Oysa 20.06.2012 tarihli ihtarname davalıya usulüne uygun tebliğ edilemediğinden davalının temerrüde düştüğü kabul edilemez. Temerrüt icra takip tarihinde gerçekleştiğinden işlemiş faiz istemi bu nedenle red edilmelidir. Yine alacak likid kabul edilerek İ.İ.K.'nın 67. maddesi uyarınca davalının icra inkâr tazminatına karar verilmiş ise de; sözleşmenin feshinde davacının haklı olup olmadığı ve sonucuna göre ödediği bedelinin iadesi isteminin kabul edilip edilmeyeceği yapılan yargılamayla ortaya çıkmıştır. Bu durumda davalının icra takibine itirazında haksızlığından söz edilmeyeceğinden icra inkâr tazminatından sorumlu tutulması da doğru olmamıştır.
Kararın açıklanan nedenlerle bozulması gerekir ise de; düşülen yanılgının giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hükmün 6100 sayılı HMK'nın gecici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nın 478/VII. maddesi uyarınca düzeltilerek onanması uygun bulunmuştur.
Yargıtay 15. Hukuk Dairesi, E. 2015/5548, K. 2016/1731, 17 Mart 2016 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama