KÜNYE
(Kapatılan)15. Hukuk Dairesi 2020/869 E., 2021/1595 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 12 Nisan 2021
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
1.818 kelime·9 dk okuma
Asıl dava eser sözleşmesinden kaynaklanan maddi tazminat istemine, birleşen Ankara 14. İş Mahkemesi'nin 2011/968 Esas sayılı dosyası manevi tazminat istemine, birleşen Ankara 11. İş Mahkemesi'nin 2014/1256 Esas sayılı dosyası maddi tazminat istemine ilişkin açılan ek davadır. Ankara 18. İş Mahkemesi'nce davacının ıslah talebi de gözetilerek ilk raporla belirlenen ve ıslah edilen miktarlar üzerinden maddi tazminat istemi kabul edilmiş, yine manevi tazminat istekleri de kısmen kabul edilmiştir.
Kararın temyizi üzerine Yargıtay 21. Hukuk Dairesi 2013/12675 Esas 2014/3349 Karar sayılı ilamı ile davalı ... tarafından yaptırılan bir inşaat işinin söz konusu olmadığı, üst işveren sıfatının da bulunmadığı, bu nedenle davalının meydana gelen zarardan sorumlu tutulamayacağı, aksinin düşünülmesi halinde bile ... ile dava dışı ... arasında anahtar teslimi esasına dayalı eser sözleşmesinden söz edilebileceği, böyle olunca da anılan davalı hakkında davanın reddi yerine yazılı şekilde kabulüne karar verilmesinin yanlış olduğu belirtilerek karar bozulmuştur.
Ankara 18. İş Mahkemesi 2014/279 Esas -452 Karar sayılı kararı ile Yargıtay bozma ilamına uymayarak önceki kararda direnmiştir.
Kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2014/21-1927 Esas, 2017/262 Karar sayılı ilamı ile taraflar arasındaki hukuki ilişkide hizmet akdini karakterize eden özelliklerin bulunmadığı, ... ile ... arasına istisna akdinin unsurlarının mevcut bulunduğu ve davanın bu nedenle iş mahkemelerinde görülemeyeceği belirtilerek direnme kararı değişik gerekçeyle bozulmuştur.
Ankara 24. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun bozma ilamı doğrultusunda asıl davanın kabulüne birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, verilen karar taraf vekillerince temyiz edilmiş, dairemizin 31.10.2019 gün, 2019/378E. , 2019/4219K. Sayılı bozma ilamı ile davacıların murisi ile davalı ... arasında düzenlenmiş herhangi bir yazılı sözleşme bulunmadığı gibi davacı ile davalı iş sahibi arasında akdi ilişki kurulduğunun davacılar tarafından da ispatlanamadığı, bu nedenle mahkemece, davalı iş sahibi yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, işin esası hakkında karar verilmesinin doğru olmadığı belirtilerek karar bozulmuştur. Dairemizin bozma ilamına karşı bu kez davacı vekili karar düzeltme talebinde bulunmuştur.
1- Dava dışı ... davalı Bakanlığa ait ...ilçesi...bucağında bulunan ...Kart İlköğretim Okulu'nda hayır işi için çeşme inşaatı konusunda davacıların murisi ile anlaşmış, davacıların murisi ... çeşme inşaatı için çalışma sırasında 12.08.2004 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucunda vefat etmiştir. Davacıların murisi tarafından davalı ... aleyhine açılan asıl ve birleşen davalarda tazminat isteminde bulunulmuştur.
Usulî kazanılmış hak ilkesi uyarınca bozma doğrultusunda araştırma ve inceleme yapılıp karar verilmelidir. Nitekim 1086 sayılı HUMK’nın yürürlükte olduğu dönemde çıkarılan 09.05.1960 tarih, 1960/21 Esas, 1960/9 Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nda.
Yargıtay bozma kararına uyulmakla orada belirtilen biçimde işlem yapılması yolunda lehine bozma yapılan taraf yararına usulî kazanılmış hak, aynı doğrultuda işlem yapılması yolunda yerel mahkeme için de zorunluluk doğacağı, usulî kazanılmış hakka ilişkin açık kanun hükmü olmasa da temyiz sonucu verilecek bozma kararının hakka ve usule uygun karar verilmesini sağlamaktan ibaret olan amacı ve muhakeme usulünün hakka varma ve hakkı bulma maksadıyla kabul edilmiş olması yanında hukuki alanda istikrar amacıyla kabul edilmiş olması bakımından usulî kazanılmış hak müessesesi usul hukukunun dayandığı ana esaslardan olup,
kamu düzeniyle de ilgili olduğu belirtilmiştir. 6100 sayılı HMK’da da usulî kazanılmış hakka ilişkin açık bir düzenleme bulunmamakta ise de; bu ilkenin uygulanma gerekliliği HMK hükümleri karşısında da varlığını sürdürmektedir. Yargıtay’ın bozma kararına uyan mahkeme, bozma kararı uyarınca işlem yapmak ve hüküm vermek zorundadır. Çünkü, mahkemenin bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli müktesep hak doğmuştur.
Usuli kazanılmış hak ilkesi mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirdiği gibi, mahkemenin kararını bozmuş olan Yargıtay Hukuk Dairesince de, sonradan, ilk bozma kararı ile benimsemiş olduğu esaslara usuli kazanılmış hakka aykırı bir şekilde ikinci bir bozma kararı verilememektedir (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, Hukuk Genel Kurulu’nun 12.07.2006 gün, 2006/9-508 E., 2006/521 sayılı kararı).
Usuli kazanılmış hakkın istisnaları ise dosya kapsamına göre bulunmamaktadır (Dairemizin 20.12.2017 tarih ve 2017/1909 Esas, 2017/4513 Karar; 26.02.2020 tarih ve 2019/3347 Esas, 2020/790 Karar sayılı ilâmları).
Yukarıda belirtilen hukuki ve fiili durumlar ışığında, dairemizin 31.10.2019 gün, 2019/378E., 2019/4219K.
Sayılı ilamı ile pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiği belirtilerek karar bozulmuş ise de Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 15.2.2017 gün ve 2014/21-1927 esas, 2017/262 karar sayılı ilamında, taraflar arasındaki hukuki ilişkide hizmet akdini karakterize edici özelliklerinin bulunmadığı, ... ile ... arasında istisna akdinin unsurlarının mevcut olduğu kabul edilmiştir.
Bu durumda Hukuk Genel Kurulu ilamı uyarınca davacı lehine usuli kazanılmış hak oluştuğundan davacıların murisi müteveffa ... ile davalı MEB arasında istisna akdinin unsurlarının bulunduğunun bu dosya özelinde kabulü gerekmektedir. Bu nedenle yerel mahkeme kararının, dairemizce pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekçesiyle bozulması doğru görülmemiş olup bu gerekçenin bozma kararından çıkartılmasına karar verilmiştir.
2-Somut olayda; müteveffa ... ile davalı MEB arasında istisna akdinin varlığının kabul edilmesine rağmen iş hukuku ve iş güvenliği mevzuatı hükümlerine göre inceleme ve değerlendirme yapan bilirkişi raporu doğrultusunda karar verildiği anlaşılmış olup bu husus çelişki oluşturmaktadır.
Taraflar arasındaki ilişki 818 sayılı BK'nın 355 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesi niteliğinde olduğu gözetilerek tarafların kusurlu olup olmadıkları ve varsa oranının belirlenmesi için eser sözleşmesi hükümlerine göre değerlendirme yapacak konunun uzmanlarından oluşan heyetten rapor alınması zorunludur.
Mahkemece yapılacak iş; gerekirse yerinde keşif de yapılmak suretiyle 6100 sayılı HMK'nın 266 ve devamı maddeleri hükümlerine uygun şekilde oluşturulacak konusunda uzman 3 kişilik bilirkişi kurulundan rapor alarak ceza mahkemesindeki yargılamada sabit olan maddi vakıalar da dikkate alınarak taraflara ait kusur oranlarını, eser sözleşmesinin ilke ve kurallarına göre belirlemek ve davacının isteyebileceği tazminat miktarının hesaplattırılıp sonucuna göre karar verilmesinden ibaret iken eksik inceleme ile karar verilmesi doğru olmamış, bozulması gerekmiştir.
Yerel mahkeme kararının bu gerekçe ile bozulması gerekirken yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle bozulduğu bu kez yapılan inceleme ile anlaşıldığından, davacının karar düzeltme talebinin kabulü uygun görülmüştür.
Yargıtay 15. Hukuk Dairesi, E. 2020/869, K. 2021/1595, 12 Nisan 2021 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama