KÜNYE
(Kapatılan)16. Hukuk Dairesi 2007/344 E., 2007/308 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 9 Şubat 2007
- Mahkemesi
- Kadastro Mahkemesi
Karar Metni
327 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 110 ada 362, 364, 113 ada 109 nolu parsel sayılı 1377492.85, 3387710.68 ve 6506.83 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğu belirtilerek davalı Hazine adına tespit edilmiştir. Davacı, yasal süresi içinde çekişmeli taşınmazların bazı bölümlerinin kendisine ait olduğu iddiasına dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine, çekişmeli parsellerin tespit gibi davalı Hazine adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, dava ve temyize konu 110 ada 362 ve 364 sayılı parseller üzerinde 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. maddesinde öngörülen zilyetlikle mülk edinme şartlarının gerçekleşmediği mahallinde yapılan keşif, uygulama ve uzman bilirkişi raporu ile belirlendiğine göre davacı vekilinin yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddi ile 110 ada 362 ve 364 sayılı parsellere ilişkin hükmün ONANMASINA,
2- Davacı vekilinin 113 ada 109 sayılı parsele ilişkin temyizine gelince; mahkemece davacının 113 ada 109 sayılı parselle ilgili talebinin reddine karar verilmiş isede değerlendirme dosya kapsamına uygun düşmemektedir.
Teknik bilirkişi ... tarafından düzenlenen 22.9.2006 tarihli krokide 113 ada 109 parselin (C) bölümü olarak gösterilen ve 4893.20 metrekare olduğu belirtilen arazi bölümünün tarım arazisi niteliğinde bulunduğu, kamu yararına tahsis edilen Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan veya yasalar gereğince Devlete intikal eden yerlerle ilgisinin bulunmadığı, zilyetlikle mülk edinme şartlarının davacı yararına gerçekleştiği, taşınmazın son yıllarda sürülüp ekilmemesinin muris'in ölmesi, davacınında yurt dışında işçi olarak çalışması nedenine dayalı olup, terk iradesinin söz konusu olmadığı tüm dosya kapsamından anlaşılmaktadır.
Yargıtay 16. Hukuk Dairesi, E. 2007/344, K. 2007/308, 9 Şubat 2007 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama